Veenneke lâ tazmeu fîhâ velâ tadhâ
"Orada ne susuzluk çekersin, ne de güneş altında kalırsın."
Ve sen orada ne susarsın, ne de güneşin sıcağında kalırsın"
Tâhâ Suresi'nin 119. ayeti, cennetteki nimetleri ve Adem ile eşinin orada karşılaşmayacakları olumsuzlukları vurgulamaktadır. Ayet, özellikle susuzluk ve güneşin yakıcı sıcağına maruz kalmama durumlarını dilbilimsel olarak ele alarak cennetin konforunu ve güvenliğini ifade eder.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'ظَمَأ' (zamaʾ) kelimesini 'şiddetli susuzluk' olarak tanımlar. Ayetteki 'لَا تَظْمَؤُا۟' ifadesi, cennette bu tür bir susuzluğun asla yaşanmayacağını, dolayısıyla cennet ehlinin daima suya doymuş ve ferah bir halde olacağını belirtir.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, bu tür olumsuzlukların nefyedilmesinin (olumsuzlanmasının) cennetin mükemmelliğini ve orada her türlü ihtiyacın giderilmiş olduğunu mecazi olarak anlattığını belirtir. 'Susuzluk çekmezsin' ifadesi, cennetteki tam doygunluk ve rahatlığın bir göstergesidir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, Kur'an'daki 'susuzluk' (zamaʾ) kavramının sadece fiziksel bir ihtiyaçtan öte, bir tür yoksunluk ve sıkıntı hali olarak da kullanılabileceğini belirtir. Ayetteki olumsuzlama, cennetteki tam bir tatmin ve eksiksizlik durumunu vurgular.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'ضَحَا' (dahâ) fiilinin 'güneşin sıcağına maruz kalmak, açıkta bulunmak' anlamlarına geldiğini açıklar. Ayetteki 'وَلَا تَضْحَىٰ' ifadesi, cennette gölgeliklerin ve serinliğin daimi olduğunu, dolayısıyla güneşin yakıcı etkisinden korunulacağını belirtir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'ضَحْوَة' kelimesinin 'güneşin yükseldiği ve sıcağının arttığı vakit' anlamına geldiğini belirtir. 'تَضْحَىٰ' fiili de bu durumdan etkilenmeyi ifade eder. Ayetteki kullanımı, cennette bu tür bir rahatsız edici sıcaklığın veya açıkta kalma durumunun olmayacağını vurgular.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'ض ح و' kökünün Kur'an'daki kullanımlarının genellikle 'açıkta kalma, güneşin altında bulunma' gibi anlamlara geldiğini belirtir. Tâhâ 119'daki bu ifade, cennetin her türlü olumsuz dış etkenden arınmış, konforlu bir mekan olduğunu dilbilimsel olarak pekiştirir.
Tâ-Hâ Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
(Tâ-Hâ, 20/119) “Ve muhakkak ki sen, orada susamazsın ve yanmazsın.”