İżheb ilâ fir'avne innehu taġâ
"Firavun'a git, çünkü o azmıştır."
Tâ-Hâ Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
Kendisine dünya mülkü verilen Firavun, kendindeki saltanatı yönünden ve kendine ait olduğunu zanneden geçici mülküne bakarak bunların sahipliğini kendine mâl ederek tebasına eziyet ve Hakk’a isyan etmeye başladı. Bunun üzerine, Cenâb-ı Hakk ona o devrede Nebî olan Mûsâ (a.s.) mı gönderdi. Daha henüz üzerinde Zât-î tecelli yok idi. Ağaç sûretinden esmâ tecellisi olmuştu, mucizeleri bakımından da kendisine sıfat tecellileri olmuştu. “Daha sonra
Tur dağında kendisine Zat tecellisi olacaktır. İşte Mûsâ (a.s.) esmâ ve sıfat tecellileri techizatıyla Firavun’a gönderilmiştir.
Diğer yönüyle, bireysel varlığımızdaki Firavun’u bulup ona gitmemiz gerekmektedir ki o da nefsi emmâremiz yani bizi dünyâya çeken tarafımızdır.
Demek ki Mûsevîyyet mertebesinde dahi hâlâ isyan korkusu vardır.
قَالَ رَبِّ اشْرَحْ لِي صَدْرِي
(Kâle rabbişrah lî sadrî.)
(Tâ-Hâ, 20/25) “(Mûsâ (a.s.)): “Rabbim benim göğsümü şerhet (yar, aç).” dedi.”