Kâle rabbi-şrah lî sadrî
Musa, dedi ki: "Rabbim! Gönlüme ferahlık ver."
Tâ-Hâ Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
Firavun o dönemde dünyânın en güçlü kimselerinden biri idi işte bu nedenle Mûsâ (a.s.)’ın giriştiği iş çok zor olduğundan dolayı Mûsâ (a.s.) Cenâb-ı Hakk (c.c)’a niyazda bulunuyor.
Çünkü bir varlığın içerisinde nefis varsa orada sıkıntı var demektir. Nefs kişiyi sıkar, rahatsız eder bunun içinde her yola başvurur.
Ve ilk önce “Göğsümü genişlet” dedi. Oysa Cenâb-ı Hakk (c.c) Efendimiz (s.a.v)’e İnşirâh (94/1) Sûre-i Şerîfinde belirttiği üzere o istemeden “Biz senin göğsünü genişletmedikmi”? hitâbını yapmıştır. İşte bu husus iki makam arsındaki bâriz farkı göstermektedir.
İşte bu zorlukların farkına vararak bu duâyı eden Mûsâ (a.s.) gibi bizlerin Mûsevîyyet mertebesine geldiğimizde bu duâyı yapmamız gereklidir. Sadrımız yani gönlümüz açılmaz ise bütün âlemlerin varlığı kendisinde olan Hakk’ı hiçbir yere sığdıramayız. Eğer sığıyorsa o hayalimizde var ettiğimiz hayali Rabb’ımızdır yoksa gerçek Rabb oraya sığ-
maz, sığması için şerh yani açılması şarttır. Bu açılma da zikirler ile, sohbetler ile, tefekkür ile ve diğer ibâdetler ile olur.
وَيَسِّرْ لِي أَمْرِي
(Ve yessir lî emrî.)
(Tâ-Hâ, 20/26) “Ve bana işimi kolaylaştır.”