İçeriğe atla
Tâhâ 3Cüz 16 · Sayfa 312

Tâhâ Sûresi 3. Âyet

طه

Sohbete sor

İllâ teżkiraten limen yaḣşâ

(2-3) (Ey Muhammed!) Biz, Kur'an'ı sana sıkıntı çekesin diye değil, ancak (Allah'ın azabından) korkacaklara bir öğüt (bir uyarı) olsun diye indirdik.

Tâ-Hâ Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç

Huşû sâhiplerini Hakk’ın varlığını birliğini hatırlatman için.

Dikkât edilirse Kûr’ân-ı Kerîm genele gelmesine rağmen Âyeti kerîme’deki ibare bütün insanlara gönderdik değil, “Huşû sâhiplerine”dir. Demek ki Kûr’ân-ı Kerîm “Huşû sâhiplerine” faydalı olmaktadır. Burada “huşû”dan kasıt saygılı bir korkudur yani buradaki korku bir edebsizlik korkusu gibi değil hatırını kırarım, gereğini yerine getiremem şekliyle olan bir korkudur. Gönlümüzde ne kadar haşyet varsa Kûr’ân-ı Kerîm’den ancak o derecede yararlanabiliriz.

Bu kalimenin mânâsı’nı daha iyi anlamaya çalşmamız için küçük bir değerlemdirme yapalım. (يَخْشَىٰ) “yahşa” asli harflerine baktığımız zaman, (ye-hı-şın-ve ilâve tekrar bir ye) harfi görürüz. Bunlardan “ye” (yakıyn-i) “hı” (hilkat-zuhuru) “şın” (müşahedeyi) sondaki “ye” ise yine (yakıyn-i) ifade etmektedir. Bunların değerlendirilmesinde, huşû’nun tarifi şöyle olmaktadır. “Yakıyn bir ilimle halkıyyet,

zuhur hali, içinde kendi hakikatini ve Hakk’ın hakikatini müşahede ederek tekraren bu hâli yaşamak yakıynliği içindeki hakikat sırrının yaşanmasıyla kişide meydana gelen beşeri olmayan ilâh-î bir huzur ve sükün hâlidir.” Ayrıca İlâh-î hayret olarakta düşünebiliriz. İşte burada ki, “zikir”. Tefekkür, kişinin kendi hakikatini hatırlamasıdır.

Not: Zikir ve tesbih hakkında daha geniş bilgi, “Kûr’ân-ı Kerîm’de Zikir ve tesbih” isimli kitaımızda mevcuttur dileyen oraya bakabilir.


تَنْزِيلًا مِمَّنْ خَلَقَ الأَرْضَ وَالسَّمَوَاتِ الْعُلَى

(Tenzîlen mimmen halakal arda ves semâvâtil ulâ.)

(Tâ-Hâ, 20/4) “Arzı ve yüksek semâları halkeden tarafından indirilmiştir.”