İnnâ kad ûhiye ileynâ enne-l'ażâbe ‘alâ men keżżebe vetevellâ
"Şüphesiz bize, azabın yalanlayan ve yüz çevirenlere olacağı vahyolundu."
"Bize kesin olarak vahyolundu ki, azab şüphesiz (gerçeği) inkâr edip ona sırt çevirenleredir."
Bu ayet, peygamberlere vahyedilen ilahi mesajın temelini oluşturan 'azap', 'yalanlama' ve 'sırt çevirme' kavramları üzerinden, ilahi uyarı ve sorumluluk bilincini vurgulamaktadır. Kelimelerin kök anlamları, bu kavramların Kur'an'daki derinliğini ve birbirleriyle olan ilişkisini ortaya koymaktadır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Vahy, gizli ve hızlı bir şekilde bir şeyi bildirmektir. Ayetteki 'ühıye' ifadesi, Allah'ın peygamberlerine, yalanlayan ve sırt çevirenlere azap edileceği bilgisini gizlice ve süratle bildirmesi anlamındadır. Bu, ilahi bir emrin doğrudan ve kesin bir şekilde iletilmesini ifade eder.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Vahy, Allah Teâlâ'nın peygamberlerine şeriat hükümlerini bildirmesidir. Ayetteki kullanımıyla, azap tehdidinin ilahi bir bildirimle geldiğini, bunun sıradan bir haber değil, Allah'tan gelen kesin bir uyarı olduğunu belirtir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Vahy (wahy), Kur'an'ın temel kavramlarından biridir ve Allah'ın insanlara mesajını iletme biçimini ifade eder. Bu ayette, azapla ilgili bilginin 'vahyolunması', bu bilginin ilahi kökenli ve mutlak doğru olduğunu vurgular, böylece muhatapların bu uyarıyı ciddiye alması gerektiğini gösterir.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): Azap, bir şeyi engellemek ve alıkoymak anlamına gelen 'azb' kökünden gelir. Ayetteki 'el-azâb', Allah'ın emrine karşı gelenleri dünyada veya ahirette bekleyen cezayı ifade eder. Bu ceza, kişinin rahatını ve huzurunu engelleyen bir durumdur.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Azap, bir şeyi engellemek ve alıkoymak anlamına gelen 'azb' kökünden gelir. Ayetteki 'el-azâb', Allah'ın emrine karşı gelenleri dünyada veya ahirette bekleyen cezayı ifade eder. Bu ceza, kişinin rahatını ve huzurunu engelleyen bir durumdur.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Azap kelimesi, Kur'an'da genellikle ilahi ceza ve sıkıntı anlamında kullanılır. Bu ayetteki 'el-azâb', Allah'ın mesajını yalanlayan ve ondan yüz çevirenler için kaçınılmaz bir sonuç olarak sunulur, bu da ilahi adaletin bir tecellisidir.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Kezzebe fiili, bir şeyi yalanlamak, doğru olmadığını iddia etmek demektir. Ayetteki 'men kezzebe', Allah'ın vahyini ve peygamberlerin getirdiği mesajı yalanlayan kişileri ifade eder. Bu, sadece sözle değil, kalben de inkar etmeyi kapsar.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Tekzîb, bir haberin veya iddianın doğru olmadığını söylemektir. Ayetteki 'kezzebe', peygamberlerin getirdiği hakikatleri ve ilahi uyarıları reddeden, onları asılsız bulan kimseleri tanımlar. Bu, azabın temel sebeplerinden biridir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Kezzabe (tekzîb), Kur'an'da genellikle peygamberlerin mesajını ve Allah'ın ayetlerini inkar etme anlamında kullanılır. Bu ayette, 'yalanlayan' ifadesi, ilahi hakikate karşı çıkan ve onu reddedenlerin azaba müstahak olacağını açıkça belirtir.
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): Tevellâ, bir şeyden yüz çevirmek, arkasını dönmek demektir. Ayetteki 've tevellâ', Allah'ın mesajını yalanlamanın yanı sıra, ondan yüz çevirip gereğini yapmamayı, ilahi emirlere uymamayı ifade eder. Bu, hem inkarı hem de itaatsizliği kapsar.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Tevellâ, bir şeyden yüz çevirmek, ondan uzaklaşmak ve onu terk etmek anlamındadır. Ayetteki kullanımıyla, Allah'ın vahyine ve peygamberlerin çağrısına kulak asmamayı, ondan yüz çevirerek kendi bildiği yolda gitmeyi ifade eder. Bu durum, azabın diğer bir sebebidir.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Tevellâ kelimesi, Kur'an'da genellikle ilahi çağrıya sırt çevirme, ondan yüz çevirme ve uzaklaşma anlamında kullanılır. Bu ayette, 'yalanlayıp sırt çevirene' ifadesi, hem inkarı hem de ilahi rehberlikten yüz çevirmeyi bir araya getirerek, azabın bu iki eylemin birleşimiyle hak edildiğini vurgular.
Tâ-Hâ Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
(Tâ-Hâ, 20/48) “Muhakkak ki yalanlayanların ve yüz çevirenlerin üzerine azâb olduğu bize vahyolundu.” Mudil isminin kapsamında olanlara ve bu yüzden, yüz çevirenlere akıbetleri bizlere bildirildi.
قَالَ فَمَنْ رَبِّكُمَا يَا مُوسَى
(Kâle fe men rabbikumâ yâ mûsâ.)
(Tâ-Hâ, 20/49) “(Firavun şöyle) dedi: “Öyleyse ikinizin Rabbi kimdir, ya Mûsâ?”