Fe/tiyâhu fekûlâ innâ rasûlâ rabbike feersil me'anâ benî isrâ-île velâ tu'ażżibhum(s) kad ci/nâke bi-âyetin min rabbik(e)(s) ve-sselâmu ‘alâ meni-ttebe'a-lhudâ
"Ona gidin ve şöyle deyin: ‘Şüphesiz biz Rabbinin elçileriyiz. İsrailoğullarını (serbest bırak ve) bizimle gönder. Onlara işkence etme. Sana Rabbinin katından bir mucize getirdik. Selam, doğru yola uyanlara olsun.' "
Tâ-Hâ Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
Beni İsrâîl kavmi için Mısır’da yaşadıkları hayatın değişmesinin ve oradan çıkmalarının başlangıcı burasıdır.
O halde ikiniz ona gidin ve ona şöyle söyleyin: “Muhakkak ki biz, senin Rabb’inin iki resûlüyüz.” Akıl ve fikir, Nefs Fir’âvn’ına kendilerinin kaynağının hakikat-i İlâhiye olduğuna ve ondan aldıklarını kendisine tebliğ ettiklerini ve onun rasûlleri olduklarını bildiriyorlar.
“İsrâiloğulları'nı artık bizimle berâber gönder ve onlara azâb etme!” Beden arzında yaşayan seyr-ü sülûk halinde “isr” eden dolaşan esmâül hüsnâ güçlerini Allah ismi Camiinin o günkü temsilcileri olan bizlerle gönder onları orada hapis tutarak ayrılık azaı ile azap etme.
“Sana Rabb’inden Âyet (mûcize) getirdik.” Yukarıda belirtildiği üzere Âyet-işaret-i İlâhiye getirdik.
“Ve hidâyete tâbî olanlara selâm olsun.” Hâdi ismine uyanlara selâm olsun.