Kâle femâ bâlu-lkurûni-l-ûlâ
Firavun, "Ya geçmiş nesillerin hali ne olacak?" dedi.
Firavun: "Öyleyse geçmiş asırlar (daki insanlar)ın durumu nedir?" dedi.
Tâhâ Suresi 51. ayet, Firavun'un Hz. Musa'ya yönelttiği bir soruyu içermektedir. Ayet, 'önceki nesillerin durumu' kavramı üzerinden geçmişin akıbeti ve ilahi adalet konularına işaret ederken, 'durum' ve 'nesiller' kelimeleri ayetin anahtar kavramlarını oluşturmaktadır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'kavl' kelimesinin hem sözlü ifadeyi hem de zihinsel bir kararı veya inancı ifade edebileceğini belirtir. Ayetteki 'قَالَ' (dedi) kelimesi, Firavun'un Hz. Musa'ya yönelttiği doğrudan bir soruyu, yani sözlü bir ifadeyi aktarmaktadır.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'kavl' kelimesinin Kur'an'da bazen mecazi anlamda, bir durumun veya halin dili olarak kullanılabileceğini ifade eder. Ancak bu ayette 'قَالَ' fiili, Firavun'un açıkça dile getirdiği bir soruyu ifade ederek hakiki anlamında kullanılmıştır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'bâl' kelimesinin zihnin meşgul olduğu şey, durum, hal ve önem gibi anlamlara geldiğini belirtir. Ayetteki 'فَمَا بَالُ' ifadesi, Firavun'un 'önceki nesillerin durumu, akıbeti ne oldu?' sorusuyla onların halini ve akıbetini merak ettiğini gösterir.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Fîrûzâbâdî, 'bâl' kelimesinin kalbin ve zihnin yöneldiği şey, durum ve önem anlamlarını taşıdığını vurgular. Firavun'un sorusundaki 'بَالُ' kelimesi, önceki nesillerin akıbetinin kendisi için bir endişe veya merak konusu olduğunu ifade eder.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, Kur'an'daki kavramların bağlamsal anlamlarını incelerken, 'bâl' gibi kelimelerin bir durumun veya olayın önemini ve zihindeki yerini vurguladığını belirtir. Ayetteki 'بَالُ' kelimesi, Firavun'un önceki nesillerin durumuna dair zihnindeki sorgulamayı ve bu konunun onun için taşıdığı önemi yansıtır.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'karn' kelimesinin bir nesil veya belli bir zaman diliminde yaşayan insan topluluğu anlamına geldiğini açıklar. Ayetteki 'ٱلْقُرُونِ' (nesiller) kelimesi, Firavun'un kendi döneminden önceki insan topluluklarını kastettiğini belirtir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'karn' kelimesinin hem zaman dilimini hem de o zaman diliminde yaşayan insanları ifade ettiğini belirtir. Ayetteki 'ٱلْقُرُونِ' kelimesi, Firavun'un sorusunda geçmişteki insan topluluklarının akıbetine yönelik bir sorgulama olduğunu gösterir.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'karn' kelimesinin Kur'an'da genellikle helak olan veya geçmişte yaşamış toplulukları ifade etmek için kullanıldığını belirtir. Bu ayette de Firavun'un 'önceki nesiller' derken, ilahi azapla karşılaşmış veya yok olmuş toplulukları kastettiği anlaşılmaktadır.
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): Sicistânî, 'evvel' kelimesinin bir şeyin başlangıcı veya kendisinden önce başka bir şeyin bulunmadığı ilk durumu ifade ettiğini belirtir. Ayetteki 'ٱلْأُولَىٰ' (önceki) kelimesi, 'nesiller' kelimesini niteleyerek, Firavun'un kendi döneminden önceki, geçmişte kalmış toplulukları kastettiğini vurgular.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Kefevî, 'evvel' kelimesinin zaman ve mertebe açısından önceliği ifade ettiğini açıklar. Ayetteki 'ٱلْأُولَىٰ' kelimesi, 'nesiller'in zaman bakımından Firavun'un döneminden daha önceye ait olduğunu net bir şekilde belirtir.
Tâ-Hâ Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
A’mâ’iyetten melikiyyete kadar olan ilmi “levh-i mahfuz” da belirlenmiş olduğu halde kendinin yanındadır. Bütün faaliyetler kayda alındığından hiç biri unutulmaz ve yanlış yapılmaz. Dedi.