Feecmi'û keydekum śümme-/tû saffâ(en)(c) vekad efleha-lyevme meni-sta'lâ
"Öyleyse, hilelerinizi toplayın (birbirinize destek olun) sonra sıra halinde gelin. Bu gün üstün gelen muhakkak başarıya ulaşmıştır."
"Onun için bütün tuzaklarınızı bir araya getirin, sonra hep bir sıra halinde gelin. Bugün üstün gelen muhakkak zafer kazanmıştır."
Tâhâ Suresi 64. ayet, Firavun'un sihirbazlarına hitaben, Musa ve Harun'a karşı birleşmelerini ve üstün gelmeleri halinde başarıya ulaşacaklarını ifade eden bir meydan okuma ve teşvik içermektedir. Ayet, 'tuzak kurma', 'bir araya gelme', 'sıra olma' ve 'üstün gelme' gibi kavramlar üzerinden çatışma ve rekabetin dilbilimsel derinliğini yansıtır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Cem' (جمع) kelimesi, dağınık şeyleri bir araya getirmek, toplamak anlamına gelir. Ayetteki 'ecmiu' (أَجْمِعُوا۟) emri, sihirbazların tüm hilelerini, tuzaklarını ve güçlerini bir araya getirmeleri, yani organize olmaları ve tek bir hedef doğrultusunda hareket etmeleri gerektiğini ifade eder. Bu, sadece fiziksel bir toplama değil, aynı zamanda stratejik bir birleşmeyi de içerir.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Cem' (جمع) fiili, bu bağlamda 'karar vermek, azmetmek' anlamında da kullanılır. Yani sihirbazlara, 'tuzaklarınız üzerinde ittifak edin, kararınızı kesinleştirin' denilmektedir. Bu, onların sadece fiziksel olarak bir araya gelmelerini değil, aynı zamanda niyet ve eylem birliği içinde olmalarını vurgular.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Ecme'a (أَجْمَعَ) fiili, 'bir şeyi toplamak, bir araya getirmek' anlamının yanı sıra, 'bir işe azmetmek, karar vermek' manasına da gelir. Ayetteki 'ecmiu keydekum' (أَجْمِعُوا۟ كَيْدَكُمْ) ifadesi, sihirbazların hilelerini ve planlarını bir araya getirmeleri, yani tüm güçlerini ve stratejilerini toplayıp Musa'ya karşı kullanmaya karar vermeleri gerektiğini belirtir.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): Keyd (كَيْد) kelimesi, birine zarar vermek amacıyla gizlice yapılan plan, hile veya tuzak anlamına gelir. Ayetteki 'keydekum' (كَيْدَكُمْ) ifadesi, sihirbazların Musa'ya karşı kullanmayı düşündükleri aldatıcı yöntemleri, sihirlerini ve stratejilerini kapsar. Bu, onların kötü niyetli ve aldatıcı eylemlerini vurgular.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Keyd (كَيْد), bir şeyi gizlice ve ustaca yapma çabasıdır. Genellikle kötü niyetli planlar için kullanılır. Ayetteki 'keydekum', sihirbazların Musa'yı yenmek için başvurdukları tüm aldatıcı ve yanıltıcı yöntemleri, sihirbazlık numaralarını ve hilelerini ifade eder. Bu, onların ustaca hazırlanmış tuzaklarını belirtir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Keyd (كَيْد) kavramı, Kur'an'da genellikle düşmanca bir niyetle, gizlice ve ustaca yapılan planları ifade eder. Firavun'un sihirbazlarının 'keyd'i, Musa'nın mucizesini etkisiz hale getirmek için başvurdukları tüm aldatıcı ve yanıltıcı sihirbazlık eylemlerini kapsar. Bu, onların hilekarlıklarını ve aldatma çabalarını gösterir.
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): Saff (صَفّ) kelimesi, insanların veya nesnelerin bir çizgi halinde, düzenli bir şekilde dizilmesi anlamına gelir. Ayetteki 'saffen' (صَفًّا) ifadesi, sihirbazların Musa'nın karşısına düzenli bir şekilde, organize olmuş bir grup halinde çıkmaları gerektiğini belirtir. Bu, onların disiplinli ve toplu bir gösteri yapma niyetlerini yansıtır.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Saff (صَفّ), bir şeyin diğerinin yanına dizilmesi, sıralanmasıdır. 'İ'tû saffen' (ائْتُوا صَفًّا) emri, sihirbazların bir araya gelip, düzenli bir şekilde, tek bir cephe oluşturarak Musa'nın karşısına çıkmalarını ifade eder. Bu, onların güçlerini birleştirip, organize bir şekilde hareket etmelerini vurgular.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Saff (صَفّ) kavramı, Kur'an'da genellikle düzen, disiplin ve birliktelik anlamlarını taşır. Sihirbazların 'saffen' gelmeleri, onların sadece fiziksel olarak bir araya gelmeleri değil, aynı zamanda ortak bir amaç doğrultusunda organize olmaları ve güçlerini birleştirmeleri gerektiğini gösterir. Bu, onların toplu ve etkileyici bir gösteri yapma arzusunu ifade eder.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Felâh (فَلَاح), bir şeyin elde edilmesi, başarıya ulaşılması ve kurtuluşa erme halidir. Ayetteki 'efleha' (أَفْلَحَ) fiili, 'bugün üstün gelen başarıya erecektir' ifadesiyle, sihirbazların Musa'yı yenmeleri durumunda elde edecekleri zaferi ve bunun getireceği kurtuluşu, yani Firavun'un vaat ettiği ödülleri ve itibarı ifade eder.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Felâh (فَلَاح), dünya ve ahiret saadetine ulaşmak, umulan şeye nail olmak demektir. Ayetteki 'efleha', Firavun'un sihirbazlara, Musa'ya karşı galip gelmeleri halinde vaat ettiği dünyevi başarıyı, mevkiyi ve ödülleri ifade eder. Bu, onların motivasyon kaynağını ve bekledikleri sonucu gösterir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Felâh (فَلَاح) kavramı, Kur'an'da genellikle nihai başarı, kurtuluş ve mutluluğa ulaşma anlamında kullanılır. Bu ayette ise, sihirbazların bakış açısından, Musa'ya karşı elde edecekleri zaferin getireceği dünyevi başarı ve Firavun'un gözündeki itibar olarak yorumlanır. Bu, onların bu mücadeleden bekledikleri somut faydayı vurgular.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): Uluv (عُلُوّ) kelimesi, yüksek olmak, üstün gelmek anlamına gelir. 'İsta'lâ' (ٱسْتَعْلَىٰ) fiili, birine karşı üstünlük sağlamak, galip gelmek demektir. Ayetteki 'menista'lâ' (مَنِ ٱسْتَعْلَىٰ) ifadesi, Musa'ya karşı sihirbazlık mücadelesinde galip gelen tarafın başarıya ulaşacağını belirtir. Bu, rekabetin ve üstün gelme arzusunun merkezinde yer alır.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Uluv (عُلُوّ) kökünden türeyen 'ista'lâ' (ٱسْتَعْلَىٰ), 'üstünlük talep etmek, galip gelmek' anlamındadır. Firavun'un sihirbazlara hitaben kullandığı bu ifade, onların Musa'ya karşı sihirbazlıkta daha yetenekli ve güçlü olduklarını kanıtlamaları gerektiğini, bu sayede zafer kazanacaklarını vurgular. Bu, onların iddialarını ve beklentilerini yansıtır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Uluv (عُلُوّ), hem maddi hem de manevi anlamda yüksekliği ifade eder. 'İsta'lâ' (ٱسْتَعْلَىٰ) fiili, birine karşı üstünlük kurmak, galip gelmek ve onu alt etmek anlamında kullanılır. Ayetteki bağlamda, sihirbazların Musa'nın mucizesine karşı kendi sihirleriyle üstün gelmeleri, onu yenmeleri ve böylece Firavun'un gözünde yücelmeleri kastedilir.
Tâ-Hâ Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
(Tâ-Hâ, 20/64) “(Firavun şöyle dedi): “Artık hilelerinizi (sihirlerinizi) toplayın. Sonra saf saf (sırayla) gelin. Ve o gün üstün gelen, felâha (kurtuluşa, zafere) ulaşmış olur.”