Feevcese fî nefsihi ḣîfeten mûsâ
Bunun üzerine Musa, içinde bir korku hissetti.
Bu yüzden Musa içinde bir korku hissetti.
Bu ayet, Hz. Musa'nın sihirbazların gösterisi karşısında hissettiği içsel korkuyu ve endişeyi dilbilimsel olarak ele almaktadır. Ayet, bu korkunun kaynağını ve mahiyetini, seçilen anahtar kavramlar aracılığıyla derinlemesine açıklamaktadır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'evcese' fiilini 'kalpte gizli bir korku veya endişe hissetmek' olarak tanımlar. Ayetteki kullanımı, Musa'nın dışa vurulmayan, içsel bir korku yaşadığını, bu korkunun henüz bir eyleme dönüşmediğini ancak kalbinde yer ettiğini gösterir.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'evcese' fiilinin 'kalbine bir şeyin düşmesi, gizlice hissetmek' anlamında kullanıldığını belirtir. Bu bağlamda, Musa'nın sihirbazların gösterisi karşısında hissettiği korkunun ani ve içsel bir tepki olduğunu vurgular.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'evcese' gibi fiillerin Kur'an'da genellikle bir durum karşısında kişinin iç dünyasında meydana gelen ani ve derin duygusal değişimleri ifade etmek için kullanıldığını belirtir. Musa'nın bu fiille anlatılan durumu, onun peygamberlik misyonu öncesindeki insani tepkilerini yansıtır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'nefs' kelimesini 'ruhun kendisi, can, benlik' olarak açıklar. Ayette 'fî nefsihî' ifadesi, korkunun Musa'nın dışından değil, bizzat kendi içinden, benliğinin derinliklerinden kaynaklandığını vurgular.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Kefevî, 'nefs'in bazen 'kalp' anlamında kullanıldığını ve insanın duygusal merkezi olduğunu belirtir. Bu ayetteki 'fî nefsihî' ifadesi, korkunun Musa'nın kalbinde, yani duygusal ve düşünsel merkezinde yer ettiğini gösterir.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'nefs' kelimesinin Kur'an'da kişinin özünü, iç dünyasını ve bazen de iradesini temsil ettiğini belirtir. Musa'nın korkuyu 'nefsinde' hissetmesi, bu korkunun onun tüm varlığını etkileyen, derin bir duygu olduğunu ifade eder.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'hîfe' kelimesinin 'korku' anlamına geldiğini ve 'havf' kelimesinin masdarı olduğunu belirtir. Ayetteki kullanımı, Musa'nın hissettiği korkunun, sihirbazların gösterisinin gerçek olabileceği endişesinden kaynaklandığını ima eder.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Fîrûzâbâdî, 'hîfe'nin 'havf' ile eş anlamlı olduğunu ancak bazen daha hafif veya gizli bir korkuyu ifade edebileceğini belirtir. Musa'nın hissettiği 'hîfe', henüz tam bir paniğe dönüşmemiş, ancak içsel bir endişe ve çekinceyi yansıtır.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'havf' ve türevlerinin Kur'an'da genellikle ilahi bir güçten veya beklenmedik bir durumdan kaynaklanan korkuyu ifade ettiğini belirtir. Musa'nın 'hîfe'si, sihirbazların gösterisinin ilahi bir mucize mi yoksa aldatmaca mı olduğu konusundaki belirsizlikten doğan bir endişedir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'Musa' isminin Kur'an'da sıkça geçen bir peygamber ismi olduğunu ve Firavun'a karşı mücadele eden kişi olduğunu belirtir. Ayetteki kullanımı, bu korkunun sıradan bir insana değil, Allah tarafından seçilmiş bir peygambere ait olduğunu vurgular, bu da durumun ciddiyetini artırır.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Semîn el-Halebî, 'Musa' isminin İbranice kökenli olduğunu ve 'sudan çıkarılan' anlamına geldiğini belirtir. Ayetteki bağlamda, Musa'nın bu insani korkuyu yaşaması, onun peygamberlik misyonunun zorluklarını ve insani yönünü ortaya koyar.
Tâ-Hâ Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
Düşmanını küçük görme, denir, işte Mûsâ (a.s.)’da karşısında bu kadar çok rakip görünce bir an bu şekilde hissetti
قُلْنَا لا تَخَفْ إِنَّكَ أَنْتَ الأَعْلَى
(Kulnâ lâ tehaf inneke entel a’lâ.)