İnnehu men ye/ti rabbehu mucrimen fe-inne lehu cehenneme lâ yemûtu fîhâ velâ yahyâ
Şüphesiz, kim Rabbine günahkar olarak varırsa, kesinlikle ona cehennem vardır. Orada ne ölür, ne de (güzel bir hayat) yaşar.
Her kim Rabbine suçlu olarak varırsa, şüphesiz ki ona cehennem vardır. Orada ne ölür, ne de dirilir.
Bu ayet, Allah'a suçlu olarak gelenlerin akıbetini, cehennem azabının sürekliliği ve şiddeti üzerinden tasvir etmektedir. Anahtar kavramlar, 'suçlu gelme' fiili, 'cehennem'in mahiyeti ve 'ölmeme/yaşamama' durumunun derinliğini vurgulamaktadır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Ety (أتى) kelimesi, bir şeyin gelmesi veya bir yere ulaşması anlamına gelir. Ayetteki 'men ye'ti Rabbehu' ifadesi, kıyamet günü Allah'ın huzuruna çıkmayı, O'nun katına varmayı ifade eder. Bu geliş, bir hesap verme ve karşılık görme gelişidir.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ye'ti (يأتي) fiili, burada mecazi olarak 'karşılaşmak' veya 'huzuruna çıkmak' anlamında kullanılmıştır. Rabbine suçlu olarak gelmek, O'nun huzurunda günahlarıyla yüzleşmek demektir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Cerm (جرم) kelimesi, bir şeyi kesmek, koparmak anlamına gelir. İcram (إجرام) ise, bir şeyi kesip ayırmak, yani günah işleyerek hayırdan kopmak demektir. Mücrim (مجرم), bu bağlamda, Allah'ın emirlerinden yüz çevirerek günah işleyen, O'nun hududunu aşan kişidir.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Cerm (جرم) kökü, genellikle kötü bir fiili, günahı ve suçu ifade eder. Mücrim (مجرم), Allah'a karşı isyan eden, O'nun koyduğu sınırları ihlal eden ve bu nedenle cezayı hak eden kişidir. Ayetteki kullanımı, Allah'ın huzuruna günahkar bir halde çıkmayı vurgular.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Kur'an'da 'c-r-m' kökünden türeyen kelimeler, genellikle Allah'ın iradesine karşı gelme, O'nun koyduğu düzeni bozma ve bu yolla toplumsal veya bireysel bir kötülük yapma anlamında kullanılır. Mücrim, bu bağlamda, ilahi adaletin karşısında duran, günahkar ve suçlu kişidir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Cehennem (جهنم), ahiretteki azap yurdunun özel ismidir. Kelimenin kökeni hakkında farklı görüşler olsa da, Kur'an'da genellikle derin çukur, azabın şiddetli olduğu yer anlamında kullanılır. Ayette, suçluların varacağı nihai yer olarak belirtilmiştir.
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): Cehennem (جهنم), Arapçada derin kuyu anlamına gelen 'cehennem' kelimesinden türemiştir. Kur'an'da ise, Allah'ın azabının tecelli edeceği, derin ve şiddetli bir azap yeri olarak zikredilir. Bu ayette, mücrimlerin hak ettiği ceza olarak sunulur.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Mevt (موت), canlılığın zıddıdır. Ayetteki 'lâ yemûtü fîhâ' ifadesi, cehennem ehlinin azabın şiddetinden dolayı ölmeyi arzu etseler de ölemeyeceklerini, azabın sürekli olacağını vurgular. Bu, azabın kesintisiz ve ebedi olduğunu gösterir.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Mevt (موت) kelimesi, ruhun bedenden ayrılmasıyla canlılığın sona ermesidir. Cehennemdeki 'ölmeme' durumu, azabın hafiflemesi veya sona ermesi anlamına gelmez; aksine, sürekli bir ıstırap içinde var olmaya devam etme halidir. Bu, azabın en şiddetli boyutlarından biridir.
Râgıb el-Isfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Hayat (حياة), ölümün zıddıdır. Ayetteki 'velâ yahyâ' ifadesi, cehennem ehlinin tam anlamıyla bir hayat süremeyeceklerini, yani azaptan kurtulup rahat bir yaşama kavuşamayacaklarını belirtir. Bu, ne ölü ne de diri olma halidir; sürekli bir azap ve ıstırap içinde bulunma durumudur.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Hayat (حياة), varoluşun ve idrakin temelidir. Cehennemdeki 'yaşamama' durumu, sadece fiziksel bir yaşamın olmaması değil, aynı zamanda huzur, rahatlık ve mutluluk gibi yaşamın olumlu niteliklerinden mahrum kalma halidir. Bu, azabın psikolojik ve manevi boyutunu da ifade eder.
Tâ-Hâ Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
(Tâ-Hâ, 20/74) “Muhakkak ki kim Rabbine suçlu olarak gelirse, o takdirde mutlaka cehennem onun içindir. Orada ne ölür, ne yaşar.”