İnnemâ ilâhukumu(A)llâhu-lleżî lâ ilâhe illâ hu(ve)(c) vesi'a kulle şey-in ‘ilmâ(n)
Sizin ilahınız ancak kendisinden başka hiçbir ilah bulunmayan Allah'tır. O, ilmiyle her şeyi kuşatmıştır.
Sizin ilâhınız, ancak kendisinden başka hiçbir ilâh bulunmayan Allah'dır. Onun ilmi her şeyi kuşatmıştır.
Bu ayet, Allah'ın tevhidini ve ilminin kuşatıcılığını vurgulamaktadır. 'İlah' kavramı üzerinden Allah'ın birliği ve eşsizliği, 'Vesi'a' ve 'İlm' kavramları ile de O'nun her şeyi kapsayan bilgisi ifade edilmektedir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'İlah' kelimesinin 'elehe' fiilinden türediğini, 'hayran olmak, şaşırmak, sığınmak' anlamlarına geldiğini belirtir. Ayetteki 'İlahukum' ifadesi, kulların kendisine yöneldiği, hayranlık duyduğu ve sığındığı tek varlık olarak Allah'ı işaret eder.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'İlah' kelimesini 'ma'bud' yani ibadet edilen varlık olarak açıklar. Ayetteki 'İlahukum' ifadesi, muhatapların ibadet etmesi gereken yegane varlığın Allah olduğunu vurgular.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'İlah' kavramının Kur'an'daki merkeziyetini ve 'Allah' özel ismiyle özdeşleşmesini inceler. Ayette 'İlahukum' ifadesi, tevhidin temelini oluşturarak, ibadete layık tek varlığın Allah olduğunu net bir şekilde ortaya koyar.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'Allah' isminin, 'İlah' kelimesinden türediğini ve tüm güzel isimleri ve yüce sıfatları kendinde toplayan, ibadete layık tek varlığın özel ismi olduğunu belirtir. Ayette 'İlahukum Allah' ifadesi, bu özel ismin tevhid inancının merkezinde yer aldığını gösterir.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Fîrûzâbâdî, 'Allah' isminin, zat-ı ilahiyeye mahsus bir isim olduğunu ve hiçbir şeye ortak koşulamayacağını ifade eder. Ayetteki kullanımı, O'nun eşsizliğini ve tekliğini vurgular.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'Allah' isminin Kur'an'daki en temel ve kapsayıcı kavram olduğunu, diğer tüm ilahi isim ve sıfatların bu isme döndüğünü belirtir. Ayetteki 'Allah' kelimesi, tevhidin mutlak merkezini teşkil eder.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'vesi'a' fiilinin 'genişlemek, kuşatmak' anlamlarına geldiğini belirtir. Ayetteki 'vesi'a külli şey'in ilmen' ifadesi, Allah'ın ilminin her şeyi kapsadığını, hiçbir şeyin O'nun bilgisinin dışında kalmadığını anlatır.
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): Sicistânî, 'vesi'a' fiilini 'ihâta etmek, kuşatmak' olarak açıklar. Ayetteki bağlamda, Allah'ın ilminin tüm varlıkları ve olayları kuşattığını, hiçbir şeyin O'nun bilgisi dışında olmadığını ifade eder.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Semîn el-Halebî, 'vesi'a' fiilinin hem mekansal hem de kavramsal genişliği ifade ettiğini belirtir. Ayetteki 'vesi'a külli şey'in ilmen' ifadesi, Allah'ın ilminin sınırsızlığını ve her şeyi kapsayıcılığını vurgular.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'ilm' kelimesini 'bir şeyi olduğu gibi idrak etmek' olarak tanımlar. Ayetteki 'vesi'a külli şey'in ilmen' ifadesi, Allah'ın bilgisinin mutlak ve eksiksiz olduğunu, her şeyi en ince ayrıntısına kadar bildiğini vurgular.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Kefevî, 'ilm'i 'bir şeyin hakikatini kavramak' olarak açıklar. Ayetteki 'ilmen' kelimesi, Allah'ın her şeyi tam ve eksiksiz bir şekilde bildiğini, bu bilginin hiçbir sınırlama tanımadığını ifade eder.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'ilm' kavramının Kur'an'da Allah'ın en temel sıfatlarından biri olduğunu ve O'nun kudretiyle birlikte anıldığını belirtir. Ayetteki 'ilmen' kelimesi, Allah'ın her şeyi kuşatan bilgisinin, O'nun mutlak egemenliğinin bir göstergesi olduğunu vurgular.
Tâ-Hâ Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
(Tâ-Hâ, 20/98) “Sizin İlâhınız sadece Allah'tır ki, O'ndan başka İlâh yoktur. İlim (ilmi) ile herşeyi kaplamıştır (kuşatmıştır).”