Felemmâ ehassû be/senâ iżâ hum minhâ yerkudûn(e)
Onlar azabımızı hissedince, hemen oradan süratle kaçıyorlardı.
Onlar azabımızın şiddetini hissettikleri zaman oradan kaçmaya koyuluyorlardı.
Enbiyâ Suresi'nin 12. ayeti, ilahi azabın hissedilmesi anında insanların gösterdiği ani tepkiyi, yani kaçışı tasvir etmektedir. Ayet, 'hissetme', 'baskın/azap' ve 'koşarak kaçma' kavramları üzerinden ilahi kudretin karşısında insanın acizliğini ve çaresizliğini vurgular.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'hiss' kelimesini 'duyu organlarıyla idrak etmek' olarak tanımlar. Ayetteki 'ehassû' fiili, düşmanların ilahi azabı sadece zihinsel olarak değil, tüm varlıklarıyla, somut bir şekilde hissetmelerini ifade eder. Bu, azabın yaklaştığının kesin ve kaçınılmaz bir şekilde idrak edilmesidir.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Kefevî, 'hiss'i 'bir şeyi duyu organlarından biriyle idrak etmek' olarak açıklar. Ayetteki kullanımı, düşmanların ilahi azabın şiddetini ve yakınlığını, adeta dokunurcasına, tüm benlikleriyle algıladıklarını, bu durumun onlarda ani bir tepki doğurduğunu gösterir.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'be's' kelimesini 'şiddet ve azap' olarak açıklar. Ayetteki 'be'senâ' ifadesi, Allah'ın şiddetli azabını, cezalandırıcı gücünü ve düşmanlara yönelik helak edici baskınını ifade eder. Bu, onların kaçışını tetikleyen ilahi kudretin tezahürüdür.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'be's' kelimesinin Kur'an'da 'şiddet ve savaş' anlamlarında kullanıldığını belirtir. Bu ayetteki 'be'senâ', Allah'ın düşmanlarına karşı uyguladığı, savaş benzeri, ani ve yıkıcı bir cezayı, yani ilahi bir baskını mecazi olarak ifade eder.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'be's' kavramının Kur'an'da genellikle 'savaşın şiddeti, sıkıntı, azap' gibi anlamlara geldiğini belirtir. Ayetteki 'be'senâ', Allah'ın düşmanlarına yönelik, kaçınılmaz ve yıkıcı bir cezalandırma eylemini, yani ilahi bir 'baskın'ı temsil eder ve bu durum, muhataplarda korku ve kaçış refleksi uyandırır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'rakd' kelimesini 'ayakları yere vurarak hızla koşmak' olarak tanımlar. Ayetteki 'yerkudûne' fiili, düşmanların ilahi azabı hissettiklerinde duydukları büyük korku ve panik nedeniyle, can havliyle, hızla ve telaşla kaçışlarını, adeta dört nala koşmalarını tasvir eder.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Semîn el-Halebî, 'rakd'ın 'hızla koşmak' anlamına geldiğini ve genellikle korku veya panik anında yapılan kaçışı ifade ettiğini belirtir. Ayetteki 'yerkudûne', düşmanların ilahi azabın dehşeti karşısında gösterdikleri çaresiz ve ani kaçış eylemini, yani canlarını kurtarmak için hızla uzaklaşma çabalarını vurgular.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'rakd' kökünün 'hızla koşmak, ayakları yere vurarak kaçmak' anlamlarını taşıdığını belirtir. Ayetteki 'yerkudûne' fiili, ilahi azabın hissedilmesiyle birlikte ortaya çıkan ani ve panik dolu bir kaçış eylemini, düşmanların çaresizce ve hızla uzaklaşma çabasını semantik olarak güçlendirir.
Enbiyâ Sûresi
“Felemmâ ehassû be/senâ izâ hum minhâ yerkudûn(e)” Onlar azabımızı hissedince, hemen oradan süratle kaçıyorlardı. (21/12)