İçeriğe atla
Enbiyâ 31Cüz 17 · Sayfa 324

Enbiyâ Sûresi 31. Âyet

الأنبياء

Sohbete sor

Vece'alnâ fî-l-ardi ravâsiye en temîde bihim vece'alnâ fîhâ ficâcen subulen le'allehum yehtedûn(e)

Onları sarsmasın diye yere de sabit dağlar yerleştirdik ve (varacakları yere) yol bulabilsinler diye ondan geçitler, yollar meydana getirdik.

Enbiyâ Sûresi

“Vece’alnâ fî-l-ardi ravâsiye en temîde bihim vece’alnâ fîhâ ficâcen subulen le’allehum yehtedûn(e)” Onları sarsmasın diye yere de sabit dağlar yerleştirdik ve (varacakları yere) yol bulabilsinler diye ondan geçitler, yollar meydana getirdik. (21/31)


Nasıl ki dünya üzerinde dağlar ve onlarda inişli çıkışlı yollarda olsa beden arzı olan vücudumuzda omuzlarımız bizim dağlarımızdır.

Bilindiği gibi Mûsâ a.s Tûr dağına çıkmıştır. Mûsevîyyet ile ilgili olan “tûri sînîne” ifâdesi bâtıni olarak her birerlerimiz için sine turlarının yani nefs mertebelerinin ve hazerâtı hamsenin ifâdesidir.[54]

Efendimiz s.a.v. Hira (nûr) dağına çıkmıştır.

Nihayet ikra gecesi, kendisi Hira’ya gitmeye başladığı zamanlarda ikra gecesi ismi “HAZRET” oldu. Hz. Muhammed oldu ondan sonra. Yani hazret ne demektir? Hazret ismiyle birçok kimselerde anılabiliyor. Hazret demek, hakîkat-i ilâhiye ile Hakk’ın varlığı ile hâzır olan kimse demektir. Yani kendinde Hakk’ın varlığı ile varlığı bulunan kimse hazret demektir. Ancak akla bir soru gelebilir, herkes böyle değil mi? Bâtınen tabii herkes böyledir. Neden? Çünkü bütün varlıkta Hakk’ın zuhûru olduğundan nerede ve neresi olursa olsun, orası hazrettir.

Hira’ya çıktığında Muhammedü’l Emîn idi ama Cebrâil (a.s.) Cibril-i emîn olan, Muhammedü’l Emîn’e bakın ne kadar emîn olanı getirdi. Gelen kaynak emîn, getiren risâlet mertebesi, Cibril o anda emîn talebe olan Muhammedü’l Emîn de emîn, gelen mevzûlarda emîn. Bakın bir arada 4 tane emînlik vardır. Yani kaynak emîn, getiren emîn, gelen yer emîn, getirilen emîn. Doğru yani, hayal ve vehim bunların içersinde hiç yoktur.

İşte bu geliş süresi devam ediyor, ediyor, ediyor mi’râc gecesi de Âyet-el Kübra, hani büyük âyetlerimizden gösterdik dediği, orada da Hakîkat-i Muhammedîyeyi görmüş oluyor. O makamda da Hakîkat-i Muhammedîye başlamış oluyor.[55]

Kim bâtınında hangi seyri yapıyorsa çıktığı dağ o mertebenin fikrinde yükselmektir. İşte bir yükseliş bir inişle beraber seyr-i sülukta değişik dağ ve mertebelerden geçilmiş olur.

Nefsi emmare yaşamı üzerinde olanda nefis dağı yaşantısı sabit ve şartlanmış fikri içindedir.

Sûre sayısı ve Âyet sayısı toplamı 21+31= 52 dir. 31 “El” ve 52 sıra sayılı pirimiz Nusret Tûra dır. 52 aynı zamanda Tûr suresidir. Tûr dağı gibi heybetli olan Nusret Babamız r.a gönüllerimizin paşasıdır.


Bu âyet şu eserlerde de geçiyor(1)