İçeriğe atla
Enbiyâ 32Cüz 17 · Sayfa 324

Enbiyâ Sûresi 32. Âyet

الأنبياء

Sohbete sor

Vece'alnâ-ssemâe sakfen mahfûzâ(an)(s) vehum ‘an âyâtihâ mu'ridûn(e)

Gökyüzünü de korunmuş bir tavan yaptık. Onlar ise oradaki, (Allah'ın varlığını gösteren) delillerden yüz çevirmektedirler.

Enbiyâ Sûresi

“Vece’alnâ-ssemâe sakfen mahfûzâ(an) vehum an âyâtihâ mu’ridûn(e)” Gökyüzünü de korunmuş bir tavan yaptık. Onlar ise oradaki, (Allah’ın varlığını gösteren) delillerden yüz çevirmektedirler. (21/32)


Gökyüzü bizlerin gönül göğünün yüzüdür. Oradan ne sadır oluyorsa yani ne ilham ne vehim geliyorsa bizlerin yüzü yani veçhi olmaktadır. Korunmuş tavan ise bizlerde akıldır. Eğer buradan gelen bilgileri gönlünlün yalanlaması gerekir.

Sûre sayısı ve âyet sayısını toplarsak 21+32= 53 tür. 53 necm sûresidir. Yıldızın yeri bilindiği gibi semâ da ve gönüldedir. Bizim de yıldızımız Terzi Babamız gönüllerimizin ışığı ve “ışk”ıdır.


“Rahman”ın ilk zuhura getirdiği “arş”tır.

“Rahman” da bu yüzden arşın üstünde, onu düzenleyen ve ona mutlak hakim olandır.

Genel olarak bütün mevcudatta böyle olduğu gibi, hususi olarak bütün varlıklarda da böyledir.

Rahmaniyyet; isimlerin ve sıfatların gerçek yüzleri ile meydana gelişinden ibarettir” denilmişti.

İşte bunların ilk zuhur yerleri “arş”tır. Buradan diğer mertebelere tecellileri olur.

Hal böyle olunca, hususi anlamda Rahmaniyyetin en geniş manada tecelli yeri olan “İnsan-ı Kamil”in varlığı, arşın ta kendisidir ve Rahman “Halife-i Vücud-u arşisteva”dır.

Zahiriyle halk, batınıyla Hak’tır ve âleme rahmettir. T.B.


وَهُوَ الَّذِي خَلَقَ اللَّيْلَ وَالنَّهَارَ وَالشَّمْسَ وَالْقَمَرَ كُلٌّ فِي فَلَكٍ يَسْبَحُونَ {الأنبياء/33}

“Vehuve-llezî haleka-lleyle ve-nnehâra ve-şşemse velkamer(a) kullun fî felekin yesbehûn(e)”