İçeriğe atla
Enbiyâ 43Cüz 17 · Sayfa 325

Enbiyâ Sûresi 43. Âyet

الأنبياء

Sohbete sor

Em lehum âlihetun temne'uhum min dûninâ(c) lâ yestatî'ûne nasra enfusihim velâ hum minnâ yushabûn(e)

Yoksa bizim dışımızda onları koruyacak ilahları mı var? O ilah edindikleri nesneler kendilerine bile yardım edemezler. Zaten onlar bizden de yardım görmezler.

Enbiyâ Sûresi

“Em lehum âlihetun temne’uhum min dûninâ lâ yestatî’ûne nasra enfusihim velâ hum minnâ yushabûn(e)” Yoksa bizim dışımızda onları koruyacak ilâhları mı var? O ilâh edindikleri nesneler kendilerine bile yardım edemezler. Zaten onlar bizden de yardım görmezler. (21/43)


“min dûninâ” Âyetin bu bölümü yine zâtidir. Nefsinizzin hevasında uydurduğunuz ilâhlarınız ancak kendisine faydası olamayan bir nesne-eşyadır. Bunların kendinin ilâh olarak kabul edildiklerinden bile haberleri yoktur. Eşyanın hakikat-i Nuru İlâhidir. Yani tapılan sanem-putlarda hakk’tan başka bir şey yoktur ama siz bunun farkında olmadığınızdan onları ilâh sanıyorsunuz kendine yardımolunmayanlar mı? Bunlar mı sizi koruyacak?


بَلْ مَتَّعْنَا هَؤُلَاء وَآبَاءهُمْ حَتَّى طَالَ عَلَيْهِمُ الْعُمُرُ أَفَلَا يَرَوْنَ أَنَّا نَأْتِي الْأَرْضَ نَنقُصُهَا مِنْ أَطْرَافِهَا أَفَهُمُ الْغَالِبُونَ {الأنبياء/44}

“Bel metta’nâ hâulâ-i veâbâehum hattâ tâle aleyhimu-l’umur(u) efelâ yeravne ennâ ne/tî-l-arda nenkusuhâ min atrâfihâ efehumu-lâglibûn(e)” Evet, biz onları da atalarını da, faydalandırdık. Öyle ki uzun süre yaşadılar. Ama, artık görmüyorlar mı ki, biz yeryüzünü çevresinden eksiltiyoruz? O hâlde, onlar mı galip gelecekler?


“metta’nâ” “Biz yaşattık” bu ayetin zati bölümüdür, “eba” baba, atalar yaşamıştı ama yeryüzünden eksiliyorlar… Bizlerde ise beden arzlarımız zaman içinde eskimete, gücümüz kuvvetimiz, azalmakta bunu görmüyor muyuz? Zamanı gelince yani kıyamet kopunca bu dünyada bizim neslimiz sona erecektir. Bizimde gücümüz, kuvvetimiz son bulunca bedenimizin kıyameti kopmuş olacaktır.


قُلْ إِنَّمَا أُنذِرُكُم بِالْوَحْيِ وَلَا يَسْمَعُ الصُّمُّ الدُّعَاء إِذَا مَا يُنذَرُونَ {الأنبياء/45}

“Kul innemâ unzirukum bilvahy(i) velâ yesme’u-ssummu-ddu’âe izâ mâ yunzerûn(e)”