Kâlû eente fe'alte hâżâ bi-âlihetinâ yâ ibrâhîm(u)
(İbrahim gelince) "Sen mi yaptın bunu ilahlarımıza ey İbrahim" dediler.
(İbrahim gelince ona) "Ey İbrahim! bunu tanrılarımıza sen mi yaptın?" dediler
Enbiyâ Suresi'nin 62. ayeti, Hz. İbrahim'in putları kırması üzerine kavminin ona yönelttiği sorgulamayı aktarır. Ayet, 'yapmak' fiili ve 'ilahlar' kavramı üzerinden tevhid mücadelesinin temel çatışma noktasını dilbilimsel olarak ortaya koyar.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Kavl (قول), bir sözü veya düşünceyi ifade etmek, dile getirmektir. Bu ayetteki 'kâlû' (dediler) ifadesi, kavmin Hz. İbrahim'e yönelik suçlayıcı ve sorgulayıcı sözlerini aktarır, onların zihinlerindeki şüpheyi ve öfkeyi yansıtır.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Kavl (قول), bir fikrin veya inancın sözlü ifadesidir. Burada putperest kavmin, putlarına yapılan eylemin sorumlusunu bulma arayışındaki sözlü tepkisini ve sorgulamasını ifade eder.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): Fiil (فعل), bir işi, bir eylemi yapmaktır. Ayetteki 'fe'alte' (sen mi yaptın) ifadesi, kavmin Hz. İbrahim'e doğrudan yönelttiği, putlara yapılan tahribatın failini belirlemeye yönelik bir suçlamadır.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Fiil (فعل), bir eylemin meydana gelmesidir. Burada kavmin, putlarına karşı işlenen 'suç' olarak gördükleri eylemin sorumlusunu Hz. İbrahim olarak işaret etme çabasını gösterir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Fiil (فعل) kavramı, Kur'an'da sadece fiziksel eylemleri değil, aynı zamanda ahlaki ve iradi eylemleri de kapsar. Bu ayette 'fe'alte' ifadesi, Hz. İbrahim'in putları kırma eylemini, kavmin gözünde bir 'suç' olarak nitelendirmesini ve bu eylemin arkasındaki iradeyi sorgulamasını yansıtır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): İlah (إله), kendisine ibadet edilen, tapınılan varlıktır. 'Âlihetinâ' (ilahlarımız) ifadesi, kavmin kendi elleriyle yaptıkları putlara atfettikleri ilahlık vasfını ve onlara duydukları bağlılığı gösterir, aynı zamanda Hz. İbrahim'in tevhid mücadelesinin hedefidir.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): İlah (إله), kulluk edilen, yüceltilen ve kendisine sığınılan varlıktır. Ayetteki 'âlihetinâ' kelimesi, putperestlerin kendi inanç sistemlerindeki sahte tanrıları ifade eder ve Hz. İbrahim'in bu sahte tanrılara karşı duruşunu vurgular.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): İlah (إله) kelimesi, Kur'an'da genellikle 'tek ilah' olan Allah'ı ifade etmekle birlikte, bu ayette olduğu gibi putperestlerin taptığı sahte tanrıları da belirtir. 'Âlihetinâ' ifadesi, kavmin bu putlara aidiyetini ve onlara atfettikleri kutsallığı gösterir.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): İbrahim (إبراهيم), Arapça olmayan, İbranice kökenli bir özel isimdir ve Kur'an'da birçok yerde zikredilen büyük peygamberlerden biridir. Bu ayette kavmin, putları kıran kişi olarak doğrudan Hz. İbrahim'e yöneldiğini gösterir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Hz. İbrahim, Kur'an'da tevhidin sembolü ve putperestliğe karşı mücadelenin öncüsü olarak sunulur. Ayetteki 'Yâ İbrâhîm' hitabı, onun bu mücadelenin merkezinde olduğunu ve kavminin tepkisinin doğrudan ona yöneldiğini vurgular.
Enbiyâ Sûresi
“Kâlû eente fe’alte hâzâ bi-âlihetinâ yâ ibrâhîm(u)” Dediler ki: Ey İbrâhîm! Bizim ilâhlarımıza bunu sen mi yaptın? (21/62)