Uffin lekum velimâ ta'budûne min dûni(A)llâh(i)(s) efelâ ta'kilûn(e)
"Yazıklar olsun, size de; Allah'ı bırakıp tapmakta olduklarınıza da! Hala aklınızı başınıza almayacak mısınız?"
"Size de, Allah'ı bırakıp taptıklarınıza da yazıklar olsun, siz hâlâ akıllanmayacak mısınız?"
Bu ayet, şirk koşmanın anlamsızlığını ve akıl dışılığını vurgulamaktadır. 'Üff' kelimesiyle tiksinti ve azarlama ifade edilirken, 'ta'budûn' ile ibadetin yanlış yönü, 'ta'qilûn' ile ise aklın devre dışı bırakılması eleştirilmektedir.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'üff' kelimesinin, bir şeyden duyulan tiksintiyi, bıkkınlığı ve hoşnutsuzluğu ifade ettiğini belirtir. Ayetteki kullanımı, putlara tapmanın ne kadar iğrenç ve kabul edilemez olduğunu vurgular.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'üff' kelimesinin, hafif bir sesle ifade edilen tiksinti ve rahatsızlık anlamına geldiğini açıklar. Bu ayette, İbrahim (a.s.)'ın putperestliğe karşı duyduğu derin nefreti ve kınamayı dile getirmektedir.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): el-Kefevî, 'üff'ün, bir şeyden duyulan sıkıntıyı ve bıkkınlığı ifade eden bir isim fiil olduğunu belirtir. Ayette, muhatapların putlara tapma eyleminin ne kadar değersiz ve anlamsız olduğunu vurgulamak için kullanılmıştır.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'abd' kökünden türeyen 'ta'budûn' kelimesinin, 'boyun eğmek, itaat etmek ve tapmak' anlamlarına geldiğini belirtir. Ayette, Allah'tan başkasına yapılan ibadetin yanlışlığını ve batıllığını ifade eder.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'ubûdiyet'in, tevazu ve boyun eğme ile birlikte yapılan ibadet olduğunu açıklar. Ayetteki 'ta'budûn' kelimesi, putlara yapılan bu tür bir ibadetin, aslında hiçbir fayda sağlamayan boş bir eylem olduğunu vurgular.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'abd' kavramının Kur'an'da 'kul' ve 'ibadet eden' anlamlarında kullanıldığını ve 'ubûdiyet'in Allah'a tam bir teslimiyet ve itaat hali olduğunu belirtir. Ayette, bu teslimiyetin yanlış nesnelere yöneltilmesinin eleştirisi söz konusudur.
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): es-Sicistânî, 'akl'ın, bir şeyi bağlamak ve kavramak anlamına geldiğini belirtir. 'Ta'qilûn' kelimesi, putlara tapmanın akıl ve mantık dışı bir davranış olduğunu, zira putların fayda veya zarar veremeyeceğini idrak edememeyi ifade eder.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'akl'ın, insanı hayvani arzulardan alıkoyan ve doğruyu yanlıştan ayırt etmesini sağlayan bir güç olduğunu açıklar. Ayetteki 'ta'qilûn' ifadesi, putlara taparak bu akıl gücünü kullanmamayı ve dolayısıyla doğruyu görememeyi kınamaktadır.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'akl'ın Kur'an'da genellikle 'düşünme, anlama ve idrak etme' fiilleriyle birlikte kullanıldığını ve insanı doğruya yönelten bir yetenek olduğunu vurgular. Ayette, putlara tapmanın akıl yürütme yeteneğinin kullanılmaması sonucu ortaya çıkan bir sapkınlık olduğu ima edilir.
Bu âyetin tefsiri eserlerde henüz eşleştirilmedi.
Eşleştirme tamamlandıkça bu bölüm otomatik dolar.