Veharâmun ‘alâ karyetin ehleknâhâ ennehum lâ yerci'ûn(e)
Helak ettiğimiz bir memleket halkının bize dönmemeleri imkansızdır.
Yok ettiğimiz bir memleket (ahalisinin ahiretteki cezasını da çekmek üzere) bize dönmemesi gerçekten imkansızdır.
Enbiyâ Suresi 95. ayet, helak edilmiş bir kasaba halkının ahiretteki dönüşünü ele alarak, ilahi adaletin kaçınılmazlığını ve hesap gününün kesinliğini vurgulamaktadır. Ayet, 'haram' kavramının mecazi kullanımıyla bu dönüşün imkansızlığını değil, aksine kesinliğini ifade eder.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'haram' kelimesinin aslen 'menetmek, yasaklamak' anlamına geldiğini belirtir. Ancak bu ayetteki kullanımı için, 'haram kılınan şeyin gerçekleşmesinin imkansızlığı' anlamından hareketle, 'gerçekleşmesi kesinleşmiş, kaçınılmaz' bir durumu ifade ettiğini, yani 'dönüşün kesinlikle gerçekleşeceği' anlamında kullanıldığını açıklar. Burada 'haram' kelimesi, bir şeyin vuku bulmasının engellenemezliğini vurgular. (el-Müfredât, s. 237)
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, bu ayetteki 'haram' kelimesinin mecazi bir kullanım olduğunu ve 'vacip, gerekli' anlamına geldiğini ifade eder. Yani, helak edilen kasaba halkının dönüşünün kesin ve kaçınılmaz olduğunu, bunun Allah'ın takdiri olduğunu belirtir. (Mecâzü'l-Kur'ân, c. 2, s. 33)
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'haram' kavramının Kur'an'daki temel anlamının 'yasaklanmış, dokunulmaz' olduğunu belirtir. Ancak bu ayetteki kullanımının, 'bir şeyin gerçekleşmesinin engellenemezliği' anlamında bir mecaz olduğunu, yani 'dönüşün kesinlikle vuku bulacağını' ifade ettiğini, bu bağlamda 'haram'ın 'kaçınılmaz' anlamını taşıdığını vurgular. (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar, s. 165)
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'karye' kelimesinin hem yerleşim yerini hem de o yerleşim yerinde yaşayan insanları kapsadığını belirtir. Bu ayetteki 'karye' ifadesiyle, helak edilen yerleşim yerinin sakinlerinin kastedildiğini, zira dönüşün cansız bir yere değil, canlılara ait bir eylem olduğunu açıklar. (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân, s. 307)
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'karye'nin aslen 'toplamak' kökünden geldiğini ve insanların bir araya toplandığı yer anlamına geldiğini ifade eder. Ayetteki kullanımıyla, Allah'ın helak ettiği toplulukları ve onların yaşadığı yerleri ifade ettiğini, bu toplulukların ahiretteki dönüşünün söz konusu olduğunu belirtir. (el-Müfredât, s. 675)
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): el-Kefevî, 'karye'nin bazen 'şehir' bazen de 'köy' anlamına geldiğini, ancak Kur'an'da genellikle 'halkıyla birlikte bir yerleşim yeri' anlamında kullanıldığını vurgular. Bu ayetteki 'karye'nin, helak edilen topluluğun kendisi olduğunu, zira dönüşün onlara ait bir fiil olduğunu açıklar. (el-Külliyyât, s. 737)
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'helak' kelimesinin 'bir şeyin faydasız hale gelmesi, yok olması' anlamına geldiğini belirtir. Allah'ın bir topluluğu helak etmesi, onların dünyadaki düzenini bozması, cezalandırması ve sonlarını getirmesi demektir. Bu ayette, dünyada helak edilen bu topluluğun ahiretteki dönüşünün kaçınılmazlığı vurgulanır. (el-Müfredât, s. 838)
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Fîrûzâbâdî, 'helak'ın 'bir şeyin sonunun gelmesi, yok olması' olduğunu ifade eder. Kur'an'da Allah'ın helak etmesi, genellikle peygamberlere karşı çıkan, isyan eden toplulukların ilahi azapla cezalandırılması ve ortadan kaldırılması anlamında kullanılır. Bu ayette, helak edilenlerin ahiretteki hesap için geri dönecekleri belirtilir. (Basâiru Zevi't-Temyîz, c. 5, s. 30)
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'rücu'' kelimesinin 'geri dönmek' anlamına geldiğini ve bu ayetteki kullanımının, ölümlerinden sonra dirilerek hesap vermek üzere Allah'ın huzuruna dönmelerini ifade ettiğini belirtir. Helak edilenlerin bu dönüşünün kesinliği vurgulanır. (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân, s. 195)
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'rücu''nun 'bir yerden ayrıldıktan sonra tekrar oraya dönmek' olduğunu açıklar. Bu ayetteki 'dönüş', ahiret hayatına, hesap ve ceza için Allah'ın huzuruna dönmeyi ifade eder. Helak edilenlerin bu dönüşünün kaçınılmaz olduğu, ayetin ana mesajıdır. (el-Müfredât, s. 341)
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'rücu'' fiilinin Kur'an'da hem dünyevi dönüşleri hem de ahiretteki diriliş ve hesap için Allah'a dönüşü ifade ettiğini belirtir. Bu ayetteki 'yercî'ûn' ifadesi, helak edilen toplulukların ahiretteki diriliş ve hesap için geri döneceklerini, bunun ilahi bir yasa olduğunu vurgular. (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi, s. 210)
Enbiyâ Sûresi
“Veharâmun alâ karyetin ehleknâhâ ennehum lâ yerci’ûn(e)” Helâk ettiğimiz bir memleket halkının bize dönmemeleri imkânsızdır. (21/95)
“ehleknâhâ” bizim helak ettiğimiz kısmı âyetin zâti bölüdür. Vahid’ül Kahhar tecellisi ile “Bugün mülk kimindir. Vâhid, kahhâr olan Allah'ındır. (40/85) nidası ile o memleket halkının geri dönmesi imkansızdır. Bir beden de bu gerçekleşmiş ise ona artık dönüş yoktur.