İçeriğe atla
Hac 35Cüz 17 · Sayfa 336

Hac Sûresi 35. Âyet

الحج

Sohbete sor

Elleżîne iżâ żukira(A)llâhu vecilet kulûbuhum va-ssâbirîne ‘alâ mâ esâbehum velmukîmî-ssalâti vemimmâ razeknâhum yunfikûn(e)

Onlar, Allah anıldığı zaman kalpleri ürperen, başlarına gelen musibetlere sabreden, namazı dosdoğru kılan ve kendilerine rızık olarak verdiklerimizden Allah yolunda harcayan kimselerdir.

Hac Sûresi

“Ellezîne izâ zukira(A)llâhu” Allah anıldığı hatırlandığı zaman, demek ki Allah’ın hatırlandığı bir zaman var. Evet şeriat ve tarikat mertebesinde Allah anıldığı zaman hatırlanır ama hakiakt mertebesinde hatırdadır. Marifet mertebesinde her an hatırsadır ve hatırdan çıkmaz.

Kalpleri yani gönülleri ürperir ve Allah ile ef’al, esmâ, sıfât, zât mertebesinden onu hissedelerler. Yine namazı ef’âl, esmâ, sıfât, zât mertebesinden hangi mertebede ise onun mertebesi üzerinden tasdik ederek kılarlar. Ve kendilerine verdiğimiz bu mertebelerin ma’nâ ilminin bu mertebelerin ihtiyaç sahiplerine kendilerine şerait ve tarikat mertebesinde 40 ta 1 i ve hakiakt ve marifet mertebesinde 40 ta 1 i kendilerine kalmak üzere “ihsan’ın kaşılığı ihsan”olmak üzere Muhsin olarak dağıtırlar.


وَالْبُدْنَ جَعَلْنَاهَا لَكُم مِّن شَعَائِرِ اللَّهِ لَكُمْ فِيهَا خَيْرٌ فَاذْكُرُوا اسْمَ اللَّهِ عَلَيْهَا صَوَافَّ فَإِذَا وَجَبَتْ جُنُوبُهَا فَكُلُوا مِنْهَا وَأَطْعِمُوا الْقَانِعَ وَالْمُعْتَرَّ كَذَلِكَ سَخَّرْنَاهَا لَكُمْ لَعَلَّكُمْ تَشْكُرُونَ {الحج/36}

“Velbudne ce’alnâhâ lekum min şe’â-iri(A)llâhi lekum fîhâ hayr(un) fezkurû-sma(A)llâhi aleyhâ savâf(fe) fe-izâ vecebet cunûbuhâ fekulû minhâ veat’imû-lkâni’a velmu’ter(ra) keżâlike sehharnâhâ lekum le’allekum teşkurûn(e)” Kurbanlık büyük baş hayvanları da sizin için Allah’ın dininin nişanelerinden kıldık. Sizin için onlarda hayır vardır. Onlar saf saf sıralanmış dururken (kurban edeceğinizde) üzerlerine Allah’ın adını anın. Yanları üzerlerine düşüp canları çıkınca onlardan siz de yiyin, istemeyen fakire de istemek zorunda kalan fakire de yedirin. Şükredesiniz diye onları böylece sizin hizmetinize verdik. (22/36)


لَن يَنَالَ اللَّهَ لُحُومُهَا وَلَا دِمَاؤُهَا وَلَكِن يَنَالُهُ التَّقْوَى مِنكُمْ كَذَلِكَ سَخَّرَهَا لَكُمْ لِتُكَبِّرُوا اللَّهَ عَلَى مَا هَدَاكُمْ وَبَشِّرِ الْمُحْسِنِينَ {الحج/37}

“Len yenâla(A)llâhe luhûmuhâ velâ dimâuhâ velâkin yenâluhu-ttakvâ minkum kezâlike sehharahâ lekum litukebbirû(A)llâhe alâ mâ hedâkum vebeşşiri-lmuhsinîn(e)” Onların etleri ve kanları asla Allah’a ulaşmaz. Fakat O’na sizin takvanız (Allah’a karşı gelmekten sakınmanız) ulaşır. Böylece onları sizin hizmetinize verdi ki, size doğru yolu gösterdiğinden dolayı Allah’ı büyük tanıyasınız. İyi ve yararlı işleri en güzel şekilde yapanları müjdele. (22/37)


Bu âyet şu eserlerde de geçiyor(2)