Kâlû lebiśnâ yevmen ev ba'da yevmin fes-eli-l'âddîn(e)
Onlar, "Bir gün, ya da bir günden daha az bir süre kaldık. Hesap tutanlara sor" derler.
"Bir gün veya günün bir kısmı kadar kaldık. İşte bilenlere sor." derler.
Mü'minûn Suresi 113. ayet, kıyamet gününde diriltilenlerin dünya hayatında veya kabirde ne kadar kaldıklarına dair algılarını ve bu konuda bilgi edinme arayışlarını dile getirmektedir. Ayet, zaman algısının göreceliğini ve nihai bilginin Allah katında olduğunu vurgular.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Kavl (قول), bir düşünceyi veya inancı sözle ifade etmektir. Ayetteki 'kâlû' (dediler ki) ifadesi, diriltilenlerin dünya hayatındaki veya kabirdeki kalış sürelerine dair kendi sınırlı idraklerini ve bu konudaki şaşkınlıklarını dile getirmelerini ifade eder. Bu, onların kesin bir bilgiye sahip olmadıklarını gösterir.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Kavl, bir şeyin anlamını ifade eden lafızdır. Burada 'kâlû' ifadesi, ahiret gününde diriltilenlerin, dünya hayatının veya kabirde geçirdikleri sürenin kısalığına dair şaşkınlıklarını ve bu konudaki tahmini beyanlarını aktarır. Bu, onların dünya hayatının geçiciliğini o an idrak etmelerini yansıtır.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): Lebise (لبث), bir yerde ikamet etmek, kalmak ve beklemek anlamına gelir. Ayetteki 'lebisnâ' (kaldık) ifadesi, diriltilenlerin dünya hayatında veya kabirde geçirdikleri sürenin, ahiret hayatının sonsuzluğu karşısında ne kadar kısa ve önemsiz olduğunu vurgular. Bu, onların zaman algısındaki değişimi gösterir.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Lebs (لبث), bir şeyin bir yerde durması, ikamet etmesi ve beklemesidir. 'Lebisnâ' kelimesi, diriltilenlerin dünya hayatında veya kabirde geçirdikleri sürenin kısalığını ve önemsizliğini ifade eder. Bu, onların dünya hayatının geçiciliğini ve ahiret hayatının kalıcılığını idrak etmelerini yansıtır.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Yevm (يوم), bilinen gün anlamının yanı sıra, mecazi olarak kısa bir zaman dilimini de ifade edebilir. Ayetteki 'yevmen' (bir gün) ifadesi, diriltilenlerin dünya hayatında veya kabirde geçirdikleri sürenin, ahiret hayatının sonsuzluğu karşısında ne kadar kısa ve önemsiz olduğunu vurgulamak için kullanılmıştır. Bu, onların zaman algısındaki göreceliği gösterir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Kur'an'da 'yevm' kavramı, sadece 24 saatlik bir zaman dilimini değil, aynı zamanda belirli bir dönemi veya bir olayın gerçekleştiği zamanı da ifade edebilir. Bu ayette 'yevmen' kelimesi, diriltilenlerin dünya hayatının veya kabirde geçirdikleri sürenin ahiret hayatına kıyasla ne kadar kısa ve önemsiz olduğunu vurgulamak için kullanılmıştır. Bu, dünya hayatının geçiciliğini ve ahiret hayatının kalıcılığını vurgulayan bir sembolizmdir.
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): Adede (عدّ), saymak, hesaplamak ve miktarı belirlemek anlamına gelir. Ayetteki 'el-âddîn' (sayanlar) ifadesi, zamanı veya sayıları doğru bir şekilde hesaplayabilen, bu konuda bilgi sahibi olan kimseleri ifade eder. Diriltilenlerin bu kişilere başvurması, kendi bilgi eksikliklerini ve kesin bilgiye ulaşma arzularını gösterir.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): 'Aded' kökünden türeyen 'âddîn' kelimesi, sayma, hesaplama ve miktar belirleme eylemini gerçekleştirenleri ifade eder. Ayetteki 'fes'eli'l-âddîn' (sayanlara sor) ifadesi, diriltilenlerin dünya hayatında veya kabirde geçirdikleri sürenin kesin bilgisini, bu konuda uzman olanlara, yani Allah'a veya meleklerine havale etmelerini ifade eder. Bu, nihai bilginin Allah katında olduğunu vurgular.
Bu âyetin tefsiri eserlerde henüz eşleştirilmedi.
Eşleştirme tamamlandıkça bu bölüm otomatik dolar.