İçeriğe atla
Mü'minûn 19Cüz 18 · Sayfa 343

Mü'minûn Sûresi 19. Âyet

المؤمنون

Sohbete sor

Feenşe/nâ lekum bihi cennâtin min neḣîlin vea'nâbin lekum fîhâ fevâkihu keśîratun veminhâ te/kulûn(e)

Onunla sizin için hurma bahçeleri ve üzüm bağları meydana getirdik. Bu bağ ve bahçelerde sizin için pek çok meyveler vardır ve siz onlardan yiyorsunuz.

Mü'minûn Sûresi

"Enşe'nâ" (Biz inşâ ettik, meydana getirdik): Bu ifâde, âyetin kaynağının Zât mertebesi olduğunu göstermektedir.

"Cennâtin min nahîlin ve a'nâb" (Hurma bahçeleri ve üzüm bağları): Önceki âyette gökten inen ma'rifet suyundan bahsedilmişti. Bu su, sâlikin kalbinin kurak topraklarına indi-ğinde, orayı "cennete" dönüştürür ve bu cennette hurma bahçeleri ve üzüm bağları meydana getirir.

"Nahl" (Hurma ağacı): Hurma ağacı, tek gövdeli oluşu, "Elif" gibi dimdik duruşu ve tek çekirdekli olan meyvesiyle "tevhîd"in, ayrıca "İnsân-ı Kâmil" sembolüdür. Yüksekteki besleyici ve tatlı meyvesi, doğrudan ilâhî kaynaktan gelen saf feyiz, hikmet ve ma'rifettir.[8]

"A'nâb" (Üzüm bağları): "Üzüm" "kesrette vahdet"in ve "teşbîh"in ifâdesidir. Salkımları ve taneleriyle kesreti, preslendiğinde elde edilen üzüm suyuyla vahdeti ifâde eder. Üzümün vahdet suyu, Hakk yolcularını aşkullâh ile kendinden geçirip fenâ'ya kavuşturur.

"Fevâkihu kesîratun" (Birçok meyveler): Bunlar, âriflerin gönlünden zuhûr eden diğer manevi zevkler, keşifler, ve tecellîlerdir.

"Minhâ te'kulûn" (Onlardan yersiniz): Bu çeşit çeşit meyvelerden ârifler hem kendileri yerler hem de çevrelerindekiler ilmî ve mânevî olarak rızıklandırır, istifâde ettirirler.


Âyet 20

وَشَجَرَةً تَخْرُجُ مِنْ طُورِ سَيْنَٓاءَ تَنْبُتُ بِالدُّهْنِ وَصِبْغٍ لِلْاٰكِل۪ينَ

~ ~ ~
Ve şecereten tahrucu min tûri seynâe tenbutu bid duhni ve sıbgın lil âkilîn.

Yine o su ile Sînâ dağında bir ağaç (zeytin ağacı) bitirdik ki hem yağ, hem de yiyenlere katık verir.