İçeriğe atla
Mü'minûn 21Cüz 18 · Sayfa 343

Mü'minûn Sûresi 21. Âyet

المؤمنون

Sohbete sor

Ve-inne lekum fî-l-en'âmi le'ibra(ten)(s) nuskîkum mimmâ fî butûnihâ velekum fîhâ menâfi'u keśîratun veminhâ te/kulûn(e)

Hayvanlarda sizin için elbette bir ibret vardır. Onların içlerindeki sütten size içiririz. Onlarda sizin için daha birçok faydalar da vardır ve onlardan yersiniz de.

Mü'minûn Sûresi

Bu âyet, zâhiren hayvânların (en'âm) insânlara sunduğu faydaları hatırlatır. Bâtınen bakıldığında;

"Ve inne lekum fil en'âmi le ibreh" (Hayvânlarda sizin için elbette bir ibret vardır.)

"En'âm" (hayvanlar): Kişinin beden varlığını ve hayvânî nefsini temsîl eder. Tıpkı zâhirde hayvânların insân hizmetine verilmesi gibi, insânın fizik bedeni de rûhunun hizmetine verilmiş bir "binektir".

"İbreh" (ibret): "Ubur" kökünden gelir, "geçmek, aşmak" ma'nâsındadır. Dolayısıyla "ibret", sâdece ders almak değil, zâhirî sûretten bâtınî ma'nâya geçiş yapmaktır. İrfân ehli, kendi nefsine ve beden varlığına bakarak oradan ilâhî hakî-katlere "geçiş yapar". Varlığın dış kabuğunda takılı kalmaz.

"Nuskîkum mimmâ fî butûnihâ" (Onların içlerindeki sütten size içiririz.)

"Fî butûnihâ" (Onların karınlarında): "Karın" veya "iç", varlığın zâhirinin ardındaki bâtını simgeler. Tıpkı sütün, kan ile fışkı (atık) arasından saf bir şekilde çıkması gibi (Nahl 16/ 66), ilâhî hakîkatler de bu kesîf, dünyevî ve nefsanî varlığın "içinden" zuhûr eder.

"Nuskîkum" (Size içiririz): Bu "içirilen" şey bâtınen, varlığın hakîkatine dâir ma'rifet ve hikmet sütüdür. "Biz içiririz" ifadesindeki "Biz", bu hakîkatlere ulaşmak için yalnızca kulun kendi çabasının yeterli olmadığını, bu işin ancak Zâtî yardım ve lütufla mümkün olduğunu ifâde eder. Bir başka ifâdeyle, bu ilimler hakîkî ma'nâda ancak ehli olan âriflerden alınabilir.

"Ve lekum fîhâ menâfiu kesîretun ve minhâ te'ku-lûn" (Onlarda sizin için daha birçok faydalar da vardır ve onlardan yersiniz de.)

"Lekum fîhâ menâfiu kesîretun" (Onlarda sizin için daha birçok faydalar da vardır): Örneğin, onların derisinden ve yünlerinden elbise yapılır ki, bu sâlikin nefsâni arzularınıüzerini örten ve onu dışarıdan gelebilecek vesvese ve benzeri saldırılardan koruyan "takvâ libâsı"dır.

"Ve minhâ te'kulûn" (Onlardan yersiniz de): "Et", nefs-i emmâre ve levvâme ilimlerine işârettir. Âyette sözü edilen et ve süt, sâlikin bu mertebelerdeki mânevî rızıklarıdır.


Âyet 22

وَعَلَيْهَا وَعَلَى الْفُلْكِ تُحْمَلُونَ۟

~ ~ ~
Ve aleyhâ ve alel fulki tuhmelûn.

Onların üzerinde ve gemilerde taşınırsınız.