İçeriğe atla
Mü'minûn 26Cüz 18 · Sayfa 343

Mü'minûn Sûresi 26. Âyet

المؤمنون

Sohbete sor

Kâle rabbi-nsurnî bimâ keżżebûn(i)

(Nuh), "Rabbim! Beni yalanlamalarına karşı bana yardım et!" dedi.

Mü'minûn Sûresi

Nûh (a.s.) kavminin kendisini yalanlaması üzerine, rabbine dönerek yardım istedi. Bu, hem sözle hem de hâl diliyle yapılan bir duâ idi. Yıllarca süren dâvetin ardından sözün bittiği noktaya gelinmiş ve Nûh (a.s.) artık dâvette âciz ve çaresiz kaldığını Rabbine bildirmişti. Bu acziyet ve çaresizlik hâli, Rabbinden yardım gelmesi için en uygun zemindir. Dolayısıyla, kavminin onu yalanlaması zâhiren bir şer gibi görünse de, Nûh (a.s.)'ı tam bir teslîmiyete ulaştırdığı için, Rabbinden yardım ("nusret") gelmesine vesîle olmuştur.


Âyet 27

فَاَوْحَيْنَٓا اِلَيْهِ اَنِ اصْنَعِ الْفُلْكَ بِاَعْيُنِنَا وَوَحْيِنَا فَاِذَا جَٓاءَ اَمْرُنَا وَفَارَ التَّنُّورُۙ فَاسْلُكْ ف۪يهَا مِنْ كُلٍّ زَوْجَيْنِ اثْنَيْنِ وَاَهْلَكَ اِلَّا مَنْ سَبَقَ عَلَيْهِ الْقَوْلُ مِنْهُمْۚ وَلَا تُخَاطِبْن۪ي فِي الَّذ۪ينَ ظَلَمُواۚ اِنَّهُمْ مُغْرَقُونَ

~ ~ ~
Fe evhaynâ ileyhi enısnaıl fulke bi a'yuninâ ve vahyinâ fe izâ câe emrunâ ve fâret tennûru fesluk fîhâ min kullin zevceynisneyni ve ehleke illâ men sebeka aleyhil kavlu minhum, ve lâ tuhâtıbnî fîllezîne zalemû, innehum mugrakûn.

Bunun üzerine Nûh'a, "Bizim gözetimimiz altında ve vahyimize göre o gemiyi yap" diye vahyettik. "Bizim emrimiz gelip de tandır kaynamaya başlayınca, (sular coşup taştığında Nûh'a) dedik ki: "Her cins canlıdan (erkekli dişili) birer çift, bir de kendileri aleyhinde daha önce hüküm verilmiş olanlardan başka âileni gemiye al ve zulmeden kimseler hakkında bana hiç yalvarma! Şüphesiz onlar suda boğulacaklardır."


Bu âyet şu eserlerde de geçiyor(1)