İçeriğe atla
Mü'minûn 30Cüz 18 · Sayfa 344

Mü'minûn Sûresi 30. Âyet

المؤمنون

Sohbete sor

İnne fî żâlike leâyâtin ve-in kunnâ lemubtelîn(e)

Şüphesiz bu olayda ibretler vardır. Biz gerçekten (kullarımızı) imtihan ederiz.

Mü'minûn Sûresi

"İnne fî zâlike le-âyâtin" (Şüphesiz bunda nice âyetler vardır): "Âyet", "işâret" demektir. Nûh kıssasında tefekkür edenler için ilâhî hakîkatlere dâir nice işâretler vardır. Yukarıda, bir kısmı özet olarak îzâh edilmeye çalışılmıştır.

"İn kunnâ le mubtelîn" (Biz gerçekten (kullarımızı) imtihân etmekteyiz): "İbtilâ", "imtihân, deneme" demektir; bir şeyin iç yüzünü, özünü ortaya çıkarmak için onu işlemden geçirmek anlamına gelir; tıpkı altının saflığını anlamak için onu ateşe tutmak gibi.

Her insânın ilm-i ilâhî'de bir özü ve hakîkati (ayn-ı sâbi-tesi) vardır. Kiminde "Sabûr" isminin, kiminde ise "Cebbâr" isminin hükmü baskındır. "İbtilâ", bu hakîkatlerin, imtihânlar vasıtasıyla fiiliyata dönüşmesi, zuhûr etmesi, müşâhedeye gelmesi sürecidir. Nitekim, Muhammed Sûresi 47/31 âyetinde şöyle buyrulur: "Ve le nebluvennekum hattâ na’lemel mucâhidîne minkum ves sâbirîne" (Andolsun sizi imtihân edeceğiz. Tâ ki içinizden mücâhidleri ve sabr-u sebât edenleri bilelim.) Tûfan, bir imtihândı. Bu imtihân, Nûh kavminin fıtratında gizli olan "küfür ve inat" hakîkatini fiiliyata çıkardı. Aynı za-manda Nûh (a.s.)'ın fıtratındaki "sabır ve teslîmiyet" hakîka-tini de ortaya çıkardı.

Dolayısıyla "Biz imtihân etmekteyiz" ifâdesinin bâtınî ma'nâsı şudur: "Biz, her bir varlığın ilmimizdeki sâbit hakîkati ne ise, onu dış dünyâda bir fiil olarak açığa çıkarırız." Bu açığa çıkarma işlemine "imtihân" denir. İmtihân, Allâh'ın kulunu tanıması için değil, kulun kendi hakîkatini bilmesi ve bu hakîkatin âlemde bir sûret olarak belirmesi ve şâhit olunması içindir.


Âyet 31

ثُمَّ اَنْشَأْنَا مِنْ بَعْدِهِمْ قَرْناً اٰخَر۪ينَۚ

~ ~ ~
Summe enşe'nâ min ba'dihim karnen âharîn.

Sonra onların ardından başka bir nesil inşâ ettik.