Śumme enşe/nâ min ba'dihim karnen âḣarîn(e)
Sonra onların (Nuh kavminin) ardından başka bir nesil yarattık.
Sonra onların ardından bir başka nesil getirdik.
Bu ayet, önceki kavimlerin helakinden sonra yeni nesillerin yaratılışını ifade etmektedir. Anahtar kavramlar, yaratma, nesil ve başkalık anlamlarını taşıyarak ilahi kudretin ve zamanın sürekliliğini vurgular.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Neş'e (إنشاء), bir şeyi yoktan var etmek veya bir halden başka bir hale geçirmektir. Ayetteki 'enşe'nâ' ifadesi, Allah'ın kudretiyle yeni bir nesli, önceki nesillerin ardından yaratmasını, yani onları yoktan var etmesini ve geliştirmesini ifade eder.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Enşe'nâ (أنشأنا) fiili, 'halknâ' (خلقنا) yani yarattık anlamındadır. Burada, önceki kavimlerin helakinden sonra, onların yerine yeni bir topluluğun, yeni bir neslin ortaya çıkarılmasını mecazi olarak anlatır.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Kur'an'da 'neş'e' kökünden türeyen kelimeler, genellikle bir şeyin başlangıcını, ortaya çıkışını ve gelişimini ifade eder. Bu ayette 'enşe'nâ', Allah'ın iradesiyle yeni bir insan topluluğunun, yani 'karnen âharîn'in varlık sahnesine çıkarılmasını, onların yaratılışını ve oluşumunu vurgular.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Ba'd (بعد), bir şeyin sonrasını, zıtlığını veya ayrılığını ifade eder. Ayetteki 'min ba'dihim', önceki helak olan kavimlerin zaman diliminin sona ermesinin ardından, yeni bir neslin ortaya çıkışını, yani kronolojik bir sıralamayı belirtir.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Ba'd (بعد) kelimesi, genellikle bir zaman diliminin veya bir olayın ardından gelen başka bir zaman dilimini veya olayı işaret eder. Burada, önceki nesillerin son bulmasından sonra, ilahi iradeyle yeni bir neslin yaratıldığını açıkça ortaya koyar.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): Karn (قرن), bir nesil demektir. Genellikle yüz yıllık bir zaman dilimini veya o zaman diliminde yaşayan insan topluluğunu ifade eder. Ayetteki 'karnen âharîn', önceki kavimlerin ardından gelen, onlardan farklı yeni bir insan topluluğunu, yeni bir nesli belirtir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Karn (قرن), aynı zamanda yaşayan bir topluluğu veya bir zaman dilimini ifade eder. Kur'an'da genellikle helak edilen veya geçmişte yaşamış kavimleri anlatmak için kullanılır. Bu ayette, Allah'ın önceki kavimlerin yerine yeni bir nesil yarattığını, yani yeni bir insan topluluğunu var ettiğini vurgular.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Karn kelimesi, Kur'an'da hem zaman dilimi hem de o zaman diliminde yaşayan insan topluluğu anlamında kullanılır. Bu ayette, 'karnen âharîn' ifadesiyle, önceki nesillerin ardından gelen, onlardan farklı özelliklere sahip yeni bir insan topluluğunun yaratılışına işaret edilir.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Âharîn (آخرين), 'gayr' (غير) yani başka, farklı demektir. Burada 'karnen âharîn' ifadesi, önceki kavimlerden farklı, yeni bir neslin yaratıldığını, onların önceki nesillerin devamı olmadığını, aksine onlardan ayrı bir varlık olduğunu belirtir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Âhar (آخر), bir şeyin zıddını veya ondan farklı olanı ifade eder. Ayetteki 'âharîn', yaratılan neslin, önceki helak olan nesillerden farklı olduğunu, onların yerine geçen, yeni ve başka bir topluluk olduğunu vurgular.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Âhar (آخر) kelimesi, bir şeyin sonunu veya ondan farklı olanı ifade eder. 'Karnen âharîn' ifadesi, önceki nesillerin son bulmasının ardından, onlardan nitelik ve zaman bakımından farklı, yeni bir neslin ortaya çıkarıldığını, ilahi kudretin sürekliliğini gösterir.
Mü'minûn Sûresi
Önceki âyetlerde (23-30), Hz. Nûh'un kavmini yalnızca Allâh'a kulluk etmeye dâvet etmesi, kavmin ileri gelenlerinin onu yalanlaması, inananların gemiye bindirilerek kurtarılması ve inkârcıların tûfanla helâk edilmesi anlatılmıştı.
Tûfan, yeryüzündeki şirke batmış bir neslin sonu olmuştur. Ancak, Nûh kavmi helâk olsa da insânlık nesli sona ermemiş, Cenâb-ı Hakk onlardan sonra yeryüzünde yeni bir nesil inşâ etmiştir. Müfessirler, bu yeni neslin Âd kavmi (peygamberleri Hz. Hûd) veya Semûd kavmi (peygamberleri Hz. Sâlih) olduğunu belirtirler. Nitekim sûrenin devâmında gelen anlatı, bu yeni nesle de içlerinden bir peygamber gönderildiğini ve onların da Nûh kavmi gibi inkâra saptığını anlatarak bu tarihsel döngüyü gözler önüne serer.
İncelemekte olduğumuz âyete enfüsî yönden bakarsak, tûfanda boğulmak, nefs-i emmâreye âit bazı düşük hâl ve ahlâkların "ilâhî ma'rifet ve hayât suyu"nda boğulmasıdır, diyebiliriz. Bu arınmanın neticesinde sâlikin iç dünyâsında yeni bir başlangıç meydana gelir. Ancak, daha henüz burada nefsiyle olan mücâdelesi sona ermiş değildir.
فَاَرْسَلْنَا ف۪يهِمْ رَسُولاً مِنْهُمْ اَنِ اعْبُدُوا اللّٰهَ مَا لَكُمْ مِنْ اِلٰهٍ غَيْرُهُۜ اَفَلَا تَتَّقُونَ۟
~ ~ ~
Fe erselnâ fîhim rasûlen minhum eni'budûllâhe mâ lekum min ilâhin gayruh, e fe lâ tettekûn.
Onlara, kendilerinden, "Allâh'a kulluk edin, sizin O'ndan başka hiçbir ilâhınız yoktur, hâlâ O'na karşı gelmekten sakınmaz mısınız?" diye öğüt veren bir peygamber gönderdik.