Heyhâte heyhâte limâ tû'adûn(e)
"Halbuki bu size vaad olunan şey, ne kadar da uzak!"
Mü'minûn Sûresi
"Heyhât", "ne kadar da uzak, imkânsız" anlamında güçlü bir hayret ve red ifâdesidir. Bu kelimenin iki kez tekrârlanma-sı, onların bu vaadi (diriliş, hesap günü) akıllarından ve hayâtlarından ne kadar kesin ve mutlak bir şekilde sürgün ettiklerini, bu ihtimâle zihinlerinde en ufak bir yer bile bırakmadıklarını vurgular.
Bu "uzaklık", fiziksel bir uzaklık değil, idrâk uzaklığıdır. Nefs ve onun esiri olan cüz'i akıl, sâdece duyular âlemine âşinâdır. İdrâk körlüğü sebebiyle, gayb ve ma'nâ âlemi ona "çok uzak" gelir. Oysa hakîkatte Cenâb-ı Hakk, onlara "şah damarlarından daha yakındır" (Kâf 50/16).
اِنْ هِيَ اِلَّا حَيَاتُنَا الدُّنْيَا نَمُوتُ وَنَحْيَا وَمَا نَحْنُ بِمَبْعُوث۪ينَۖ
~ ~ ~
İn hiye illâ hayâtuned dunyâ nemûtu ve nahyâ ve mâ nahnu bi meb'ûsîn.
"Hayât, bu dünyâ hayâtından ibarettir. Ölürüz ve yaşarız. Biz tekrâr diriltilecek değiliz."