İçeriğe atla
Mü'minûn 43Cüz 18 · Sayfa 345

Mü'minûn Sûresi 43. Âyet

المؤمنون

Sohbete sor

Mâ tesbiku min ummetin ecelehâ vemâ yeste/ḣirûn(e)

Hiçbir ümmet, kendi ecelinin önüne geçemez, onu geciktiremez de.

Mü'minûn Sûresi

Âyet, her ümmetin ecelinin kat'iyyetini ve değişmezliğini beyân etmektedir. "Ecel", "müddet" veya "süre" demektir. İçinde yaşadığımız "kevn ve fesâd" âleminde her bir zuhûrun bir süresi vardır, o süre dolduğunda gayb âlemine çekilir. Ancak bu, mutlak bir yok oluş değil, başka bir hâle geçiştir.

Her ümmetin eceli, Hakk'ın ilm-i ezelîsinde muayyen ve mukadderdir. Hakk'ın ilminde takdîr olunan şey değişmez. Zîrâ ilm-i Hakk, malûma tâbîdir ve malûmun gayri vâki olmaz. İlm-i ilahîde ne ise, vukuunda da o olur. Bu sebeple hiçbir ümmet, kendisi için takdîr olunan vakitten evvel helâk olmaz ve o vakitten sonraya da kalamaz. Bu değişmez ilâhî yasa, nasıl ki milletlerin toplumsal hayâtında geçerliyse, aynı şekilde bireyin mânevî yolculuğunda (seyr-i sülûk) da geçerlidir. Âyeti enfüsî olarak yorumlarsak:

Sâlikin seyrinde karşılaştığı her mertebenin bir başlangıcı bir de eceli (sonu) vardır. Bu vakitlerin takdîri Hakk'a (ve O'nun Zâti zuhûr mahalli olan Mürşîd-i Kâmil'e) âittir, O'nun kudretine, ilmine ve hikmetine bağlıdır. Dolayısıyla sâlike düşen, sabırsızlıkla bir hâlin bitmesini veya aceleyle bir sonraki derse geçmeyi istemek değil, tam bir teslîmiyyet ve tevekkül hâlinde olup, içinde bulunduğu mertebenin hakkını vererek mevcut derslerine odaklanmaktır.


Âyet 44

ثُمَّ اَرْسَلْنَا رُسُلَنَا تَتْرَاۜ كُلَّمَا جَٓاءَ اُمَّةً رَسُولُهَا كَذَّبُوهُ فَاَتْبَعْنَا بَعْضَهُمْ بَعْضاً وَجَعَلْنَاهُمْ اَحَاد۪يثَۚ فَبُعْداً لِقَوْمٍ لَا يُؤْمِنُونَ

Summe erselnâ rusulenâ tetrâ, kullemâ câe ummeten rasûluhâ kezzebûhu fe etbâ'nâ ba'dahum ba'dan ve cealnâhum ehâdîs, fe bu'den li kavmin lâ yu'minûn.

~ ~ ~
Sonra arka arkaya peygamberlerimizi gönderdik. Her ümmete kendi peygamberi geldikçe, onu yalanladılar. Biz de onları birbiri ardından helâk ettik ve onları birer ibretli hikâye yaptık. Artık inanmayan bir kavim, Allâh'ın rahmetinden uzak olsun!