İçeriğe atla
Mü'minûn 50Cüz 18 · Sayfa 345

Mü'minûn Sûresi 50. Âyet

المؤمنون

Sohbete sor

Vece'alnâ-bne meryeme ve ummehu âyeten ve âveynâhumâ ilâ rabvetin żâti karârin vema'în(in)

Meryem oğlu İsa'yı ve annesini büyük bir mucize kıldık ve her ikisini de oturmaya elverişli, akarsulu yüksek bir yere yerleştirdik.

Mü'minûn Sûresi

Bir önceki âyette Mûsâ (a.s.)'dan ve kavminden bahsettikten sonra, burada Îsâ (a.s.)'dan bahsedilmesi dikkat çekicidir. Bilindiği gibi, Mûsâ (a.s.) "tenzîh" ilimlerini, Îsâ (a.s.) ise "teşbîh" ilimlerini getirmiştir. (92)'inci âyete gelindiğinde, bunların îzâhları yapılacaktır.

"Ve cealnebne meryeme ve ummehû âyeten" (Meryem oğlunu ve annesini bir âyet (mûcize) kıldık): Hz. Îsâ ile annesi Hz. Meryem'in Allâh'ın âyetleri oluşunu üç şekilde değerlendirebiliriz: Birincisi, Îsâ (a.s.)'ın fenâ-fillâh mertebesini temsîl etmesi yönüyle Allâh'ın âyeti olmasıdır. Bu mânevî oluşum, yalnızca Hakk'tan başkasından yüz çevirmiş, saflamış bir nefs üzerinde gerçekleşebilir; bu durum, Hz. Meryem'in "bakire" oluşuyla sembolize edilir. İkincisi, Îsâ (a.s.) ve annesi, babasız doğum mûcizesinin özneleri olmaları yönüyle birer âyettir. Bu doğum, Allâh'ın halkiyyet husûsunda tek bir doğum şekliyle kayıtlanamayacağının bir işâretidir. Üçüncüsü ise, Hz. Îsâ'nın fenâ hâlinde yaşadığı hayâtı ve söylediği sözleridir ki bunlar Hakk'a âittir, onun âyetleridir. Hakîkatte İncil de budur, yazılı bir kitap değildir.

"Rabve" (Yüksek yer, tepe): Bu, maddî dünyâdan ve nefsânî arzulardan arınarak yükselmiş, mi'râc etmiş olan kimselerin makâmıdır. Tevhîd-i sıfat tepesidir.

"Zâti karâr" (Karar kılınacak, yerleşime elverişli): Burası geçici bir hâl değil, kalıcı bir makâmdır. Bu, enfüsî yönden, sâlikin mânen ulaştığı sükûnet, huzûr ve istikrâr mahallidir.

"ve Ma'în" (Akar, saf su): Bu, kesintisiz akan kudsiyyet pınarıdır. Tıpkı Kevser ırmağı gibi, bu makâmdaki gönle, İseviyyet mertebesi itibâriyle ilâhî ilimler ve hikmetler sürekli olarak akmaya devâm eder. Bu su, hem sâhibini diri tutar hem de onun gönlünden de başkalarına akarak onlara da mânen hayât verir.


Âyet 51

يَٓا اَيُّهَا الرُّسُلُ كُلُوا مِنَ الطَّيِّبَاتِ وَاعْمَلُوا صَالِحاًۜ اِنّ۪ي بِمَا تَعْمَلُونَ عَل۪يمٌۜ

Yâ eyyuher rusulu kulû minet tayyibâti va'melû sâlihâ, innî bimâ ta'melûne alîm.

~ ~ ~
Ey peygamberler! Temiz şeylerden yiyiniz ve iyi ameller işleyiniz. Doğrusu ben, sizin yaptığınız şeyleri tamâmen bilirim.