İçeriğe atla
Mü'minûn 61Cüz 18 · Sayfa 346

Mü'minûn Sûresi 61. Âyet

المؤمنون

Sohbete sor

Ulâ-ike yusâri'ûne fî-lḣayrâti vehum lehâ sâbikûn(e)

İşte bunlar hayır işlerine koşuşurlar ve o uğurda öne geçerler.

Mü'minûn Sûresi

"Ulâike yusâriûne fîl hayrâti" (İşte bunlar hayır işlerine koşuşurlar): Beşerî benlik ve kesret anlayışıyla perdelenmiş kimseler için hayır, "mal ve evlât" iken (bakınız âyet (55)), ârifler için "hayır, Hakk'ın ta kendisidir". Dolayısıyla, onların "hayırlarda yarışması," dünyevî nîmetler biriktirme telâşı değil, Hakk'a olan yakînlerini artırma, ilm-i ilâhîde derinleşme ve tevhîd mertebelerinde ilerleme gayretidir.

"Ve hum lehâ sâbikûn" (Ve o uğurda öne geçerler): Onlar öne geçerler, çünkü üzerlerindeki "benlik yükünü" atmışlardır. "Çık aradan kalsın Yaradan" hükmünü tatbîk ettikleri için, ilâhî irâde onlar üzerinde engelsizce tecellî eder. Onlar kendi nefislerinin gücüyle koşmazlar; nefislerini aradan çektikleri için ilâhî bir güçle âdeta "taşınırlar". İşte bu yüzden öne geçerler.

Bu nedenle onlar, Vâkıa Sûresi'nde (56/10-11) müjdelenen "ves-sâbikûnes sâbikûn ulâike'l-mukarrebûn" (öne geçenler, ne öne geçenler! İşte onlar Allâh'a en yakın olanlar-dır) zümresinin, yâni bu dünyâda iken Hakk'a en yakın olanların, O'na vâsıl olanların ta kendileridir.


Âyet 62

وَلَا نُكَلِّفُ نَفْساً اِلَّا وُسْعَهَا وَلَدَيْنَا كِتَابٌ يَنْطِقُ بِالْحَقِّ وَهُمْ لَا يُظْلَمُونَ

Ve lâ nukellifu nefsen illâ vus'ahâ ve ledeynâ kitâbun yantıku bil hakkı ve hum lâ yuzlemûn.

Biz hiçbir nefse gücünün yettiğinden fazla yük yüklemeyiz. Katımızda hakkı söyleyen bir kitab vardır. Onlar zulme, haksızlığa uğratılmazlar.