İçeriğe atla
Mü'minûn 62Cüz 18 · Sayfa 346

Mü'minûn Sûresi 62. Âyet

المؤمنون

Sohbete sor

Velâ nukellifu nefsen illâ vus'ahâ(s) veledeynâ kitâbun yentiku bilhakk(i)(c) vehum lâ yuzlemûn(e)

Biz hiçbir kimseye gücünün yettiğinden fazla yük yüklemeyiz. Katımızda hakkı söyleyen bir kitab vardır. Onlar zulme, haksızlığa uğratılmazlar.

Mü'minûn Sûresi

"Ve lâ nukellifu nefsen illâ vus'ahâ" (Biz hiçbir nefse gücünün yettiğinden fazla yük yüklemeyiz): Her nefsin (varlığın) Allâh'ın ezelî ilminde bir hakîkati vardır. Buna a'yn-ı sâbite (sâbit öz) denir. Her bir ayn-ı sâbite, Hakk'ın tecellîsini kabul etme konusunda kendine özgü bir isti'dât yâni potansiyel ve yatkınlığa sahiptir. İşte ayette geçen "vüs'at" (güç, kapasite) kelimesi, bu ezelî isti'dâta işâret etmektedir.

Allâh, bir varlığa varlık bahşederken, o varlığın ayn-ı sâbitesinin talep ettiği ve isti'dâtının kaldırdığı dışında bir şeyle onu "yükümlü" kılmaz. Yâni, bir taşın "taş olması", bir gülün "gül olması", bir insânın belli bir mizâc ile dünyâya gelmesi, onun ezelî hakîkatinin bir yansımasıdır. Allâh, gülden yâsemin olmasını istemez veya talep etmez. Her varlık, kendi ezelî potansiyelini gerçekleştirmek üzere varlık sahnesine çıkar. Bu, büyük bir ilâhî rahmet ve aynı zamanda adâlettir.

Dolayısıyla âyet şu ma'nâya gelir: "Biz her varlığa, onun ezelî isti'dâdı neyi gerektiriyorsa, Hakk'tan ne sûrette var olmayı dilemişse, varlık âleminde onu veririz."

"Ledeynâ kitâbun yantıku bil hakkı" (Katımızda hakkı söyleyen bir kitap vardır): "Katımızda", "Uluhiyyet mertebesinde" demektir. Oradaki "kitap", Allâh'ın ezelî ilmidir. Bütün varlıkların a'yân-ı sâbitelerinin ve isti'datlarının kayıtlı oldu-ğu Ulûhiyyet mertebesindeki bu kitap Levh-i Mahfuz'dur. Bu kitap, "Hakk'ı söyler", yâni Hakk'ın bu ilmî varlıkları âlem-i şehâdette nasıl zuhûra getireceğini ve onlarda isim ve sıfatları vâsıtasıyla nasıl tecellî edeceğini söyler. İlâhî tecellî rastegele değil, bu kitaptaki ezelî ilme göre gerçekleşir.

"Ve hum lâ yuzlemûn" (Ve onlara aslâ haksızlık edilmez): "Zulüm", bir şeyi âit olduğu yerin dışına koymaktır. Varlık bağlamında zulüm, bir varlığı kendi ezelî hakîkatine ve isti'dadına aykırı bir şekilde var olmaya zorlamak olurdu. Her bir varlık, kendi ezelî hakîkati ne ise, tam olarak o şekilde var edilir; işte bu sebeple, Hakk kimseye zulmetmez.


Âyet 63

بَلْ قُلُوبُهُمْ ف۪ي غَمْرَةٍ مِنْ هٰذَا وَلَهُمْ اَعْمَالٌ مِنْ دُونِ ذٰلِكَ هُمْ لَهَا عَامِلُونَ

Bel kulûbuhum fî gamratin min hâzâ ve lehum a'mâlun min dûni zâlike hum lehâ âmilûn.

Ancak kâfirlerin kalbleri bu Kur'ân'a karşı bir gaflet içindedir. Onların bundan başka yapageldikleri birtakım (kötü) işleri de vardır.