Velev rahimnâhum vekeşefnâ mâ bihim min durrin leleccû fî tuġyânihim ya'mehûn(e)
Biz onlara merhamet edip başlarına gelen zararı giderseydik, yine de azgınlıkları içinde bocalayıp kalırlardı.
Mü'minûn Sûresi
Eğer biz onlara rahmet edip, Hâdî isminin sırât-ı müstakî-minin kapısını aralasak, üzerlerindeki cehâlet örtüsünü geçici olarak kaldırsak ve onlara doğruyu anlama fırsatı versek dahi, bu durum onların a'yân-ı sâbitelerinin ezeldeki talebine aykırı düşeceği için, kendi aslî programları (rabb-i hâsslarının sırât-ı müstakîmi) doğrultusunda hareket etmekte ısrâr ederlerdi ve Rabbü'l-Erbâb olan Allâh'ın emr-i teklîfî ile çizdiği sınırı aşarlardı. Çünkü emr-i teklîfî ile sunulan lütuf, emr-i irâdî ile sâbitlenmiş olan zâtî isti'dâtlarını değiştiremez; sâdece onu açığa çıkarır ve Hakk'ın hüccet-i bâliğasını tamamlar.
وَلَقَدْ اَخَذْنَاهُمْ بِالْعَذَابِ فَمَا اسْتَكَانُوا لِرَبِّهِمْ وَمَا يَتَضَرَّعُونَ
Ve lekad ehaznâhum bil azâbi fe mestekânû li rabbihim ve mâ yetedarreûn.
Andolsun, biz onları azâb ile kıskıvrak yakaladık da yine Rablerine boyun eğmediler ve O'na yalvarıp yakarmadılar.