İçeriğe atla
Mü'minûn 79Cüz 18 · Sayfa 347

Mü'minûn Sûresi 79. Âyet

المؤمنون

Sohbete sor

Vehuve-lleżî żeraekum fî-l-ardi ve-ileyhi tuhşerûn(e)

O, sizi yeryüzünde yaratıp türetendir. Sadece O'nun huzurunda toplanacaksınız.

Mü'minûn Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç

"Zereekum fîl ardı" (Sizi yeryüzünde halk etti, saçtı, yaydı): "Zere'e" fiili, "tohum ekmek, saçmak, yaymak" anla-mına gelir. Bâtınen, ilâhî hakîkatlerin, "a'yân-ı sâbite"nin, kesret âlemine âdeta tohumlar gibi ekilmesi ve Zâhir ismi ile zuhûra gelmesidir. Cenâb-ı Hakk, "nefes-i rahmânî"si ile kendi "gizli hazînesini" bilinmek için âlem sahnesine saç-mıştır. Her birimiz, bu ilâhî tarlaya ekilmiş birer tohum gibiyiz. Bu zuhûrun gâyesi kişilerde potansiyel olarak var olan isti'dâd ve kâbiliyetleri fiiliyata dönüştürmek ve müşâhedeye getirmektir. Bu dünyâ kişilerin hakîkatlerinin ortaya çıktığı bir imtihân sahnesidir.

"Ve ileyhi tuhşerûn" (Sâdece O'nun huzûrunda toplana-caksınız): "Haşr", "yayma"nın tam tersidir; dağınık olanı bir araya getirmektir. Âleme saçılmış olan tüm tecellîlerin, tüm sûretlerin ve gölgelerin asıllarına, yâni Hakk'a rücû edeceği-nin (döneceğinin) ifâdesidir. Gayriyyet'in (fark) bitmesi, Vahdet'in (cem') başlamasıdır.

Bu "toplanma", sâdece kıyâmet günündeki gerçekleşecek bir toplanma değildir. Bâtınen, kişinin kendi dağınık nefsini, heveslerini ve bağımsız benlik vehmini terk ederek, tüm fiillerin ve varlığın tek Fâil'de ve tek Varlık'ta toplandığını idrâk etmesidir. "Ölmeden önce ölmek", bu haşrı daha henüz dünyâdayken yaşamaktır.


Âyet 80

وَهُوَ الَّذ۪ي يُحْـي۪ وَيُم۪يتُ وَلَهُ اخْتِلَافُ الَّيْلِ وَالنَّهَارِۜ اَفَلَا تَعْقِلُونَ

Ve huvellezî yuhyî ve yumîtu ve lehuhtilâful leyli ven nehâr, e fe lâ ta'kılûn.

O, diriltendir, öldürendir. Gece ile gündüzün birbirini takib etmesi de O'na aittir. Hâlâ aklınızı kullanmıyor musunuz?