İçeriğe atla
Mü'minûn 86Cüz 18 · Sayfa 347

Mü'minûn Sûresi 86. Âyet

المؤمنون

Sohbete sor

Kul men rabbu-ssemâvâti-sseb'i verabbu-l'arşi-l'azîm(i)

De ki: "Yedi kat göklerin Rabbi, büyük Arş'ın Rabbi kimdir?"

Mü'minûn Sûresi

Bu âyet ile sorgulama, mülk âleminden daha yukarılara, melekût âlemine taşınmıştır.

"Yedi kat semâ"nın îzâhı (17)'inci âyette yapılmıştı, dileyenler oraya bakılabilir.

"Arş" kelimesinin lügat ma'nâsı "yüksek yer, tavan ve çatı"dır. Mecâzî yönden "taht ve koltuk" anlamlarında da kullanılır. Burada, "kevn âleminin çatısı" anlamındadır.

Tâhâ Sûresi 20/5 âyetinde "Er rahmânu alel arşistevâ" (Rahmân arşa istivâ etmiştir) buyrulur ki, "bütün mevcûdât, O'nun hükümranlığı altında olup kuşatıcı rahmetiyle ayakta durur," demektir.

"Arş" kelimesine nispet eden "taht" ma'nâsı Rahmân'ın hükümranlığını; "çatı" ma'nâsı ise kuşatıcı ve koruyucu oluşunu ifâde eder. Bu iki kelimenin bizlerdeki enfüsî karşılıkları nedir denilirse; "taht" gönlümüz, "çatı" ise aklımızdır.

"Rabbul arşil azîm" (Büyük arşın Rabbi) ifâdesinin yorumunu Mesnevî-i Şerîf, Ahmed Avni Konuk şerhinden alalım (Cilt 13, sayfa 214).


[4550] O azîmü'l-arştır ve O'nun arşı muhîttir (her şeyi kuşatmıştır). O'nun adlinin (adâletinin) tahtı bütün canlar üzerine basîttir (yayılmıştır).

"Arş"tan murâd, Zât-ı Hakk'ın sıfatı olan "vücûd" tahtıdır ki, onun bu varlık sıfatının nihâyeti yoktur. Binâenaleyh o azîmü'l-arştır; ve onun vücûd-ı hakîkîsi vücûd-ı izâfî âlemini kaplamıştır. O'nun adâletinin tahtı bütün canlar üzerine yayılmıştır ve şâmildir. "Basît", "mebsût" ma'nâsında "yayılmış" demektir.

[4551] O'nun arşının köşesi sana vâsıl olmuştur. Sakın, dînin ve adlin gayrı ile elini kımıldatma!

O'nun vücûd-ı hakîkîsi arşının köşesi, senin rûhunun ve cisminin varlığı olmak üzere, sana vâsıl olmuştur. Binâenaleyh varlığın ve vücûd-ı izâfîn O'nun vücûd-ı hakîkîsi hâricinde değildir. Hak Teâlâ her ân mirsâd üzerinde (gözetleme yerinden) senin ef'âline nâzırdır. Sakın, dînin ve adlin gayrı ile elini kımıldatma! Bütün ef'âl ve harekâtını emr-i ilâhîye inkıyâd (boyun eğerek) ve adâlet sûretiyle icrâ et!


"Arş", varlık mertebelerini bir cem'de toplar. İnsân‑ı Kâmil de mertebeleri cem edişi sebebiyle "Arş‑ı Rahmân"a benzetilir. "Allâh insânı Rahmân sûretinde halk etti" hadîsinin bir ma'nâsı da budur.


Âyet 87

سَيَقُولُونَ لِلّٰهِۜ قُلْ اَفَلَا تَتَّقُونَ

Seyekûlûne lillâh, kul e fe lâ tettekûn.

"Allâh'ındır" diyecekler. "Öyle ise O'na karşı gelmekten sakınmaz mısınız?" de.