Seyekûlûne li(A)llâh(i)(c) kul efelâ tettekûn(e)
"Allah'ındır" diyecekler. "Öyle ise O'na karşı gelmekten sakınmaz mısınız?" de.
Mü'minûn Sûresi
Buradaki "takvâ", Mutlak Varlığın bu muazzam mertebelerini idrâk ederek, kendine âit bir varlık vehmetmekten "sakınmaktır". Gerçek takvâ, şirk-i hafîden (gizli şirkten), yâni kendini Hakk'tan ayrı bir varlık olarak görmekten korunmaktır.
Not: İttikâ ve takvânın farklı mertebelerdeki îzâhları için (23) ve (32)'inci âyetin yorumlarına bakılabilir.
قُلْ مَنْ بِيَدِه۪ مَلَكُوتُ كُلِّ شَيْءٍ وَهُوَ يُج۪يرُ وَلَا يُجَارُ عَلَيْهِ اِنْ كُنْتُمْ تَعْلَمُونَ
Kul men bi yedihî melekûtu kulli şey'in ve huve yucîru ve lâ yucâru aleyhi in kuntum ta'lemûn.
De ki: "Eğer biliyorsanız söyleyin: Her şeyin hükümranlığı elinde olan, kendisi koruyan, kendisine karşı korunulamaz olan kimdir?"