İçeriğe atla
Mü'minûn 93Cüz 18 · Sayfa 348

Mü'minûn Sûresi 93. Âyet

المؤمنون

Sohbete sor

Kul rabbi immâ turiyennî mâ yû'adûn(e)

(93-94) De ki: "Ey Rabbim! Onlara yöneltilen tehditleri bana mutlaka göstereceksen, beni o zalim milletin içinde bulundurma."

Mü'minûn Sûresi

"Kul" (De ki): Bu Zâtî bir hitaptır. Zât-ı İlâhî, Risâlet mertebesinin nezdinde kullarına nasıl duâ etmeleri gerektiğini târif etmektedir.

"Rabbi" (Ey Rabbim!): Genelde insânlar duâda kendi varlıklarının hakîkati olan rabb-i hass'larına yönelirler. Ehlûl-lâh ise Rabbü'l Erbâb'a yâni Rabbü'l Âlemîn'e yönelir.

"Mâ yûadûn" (Onlara vaad edileni): "Onlar"dan kasıt zâhiren mü'minlere zulmeden kâfirler topluluğu, enfüsî olarak ise kişiyi Hakk'tan ve hakîkatten alıkoyup zulmette yâni karanlıkta bırakan mâsivâ ile nefsin hevâ ve hevesleridir. Onlara "vaad edilen" azâbtır. Azâb, Cenâb-ı Hakk'ın âfakta ve enfüste "Celâl", "Kahhar", "Müntakîm" gibi isimleriyle olan tecellîleridir.

"İmmâ turiyennî" (Bana mutlakâ göstereceksen): Gör-mek bu tecellîleri zâhiren baş gözüyle görmek, bâtınen gönül gözüyle müşâhede etmektir.

"Felâ tec'alnî fîl kavmi'z-zâlimîn" (Beni o zâlimler topluluğundan içinde bulundurma): "Zulüm", bir şeyi âit olduğu yerin dışına koymaktır. En büyük zulüm şirktir, Mutlak Vücûd sahibi olanın yalnızca Allâh olduğunu unutup, kendi nefsine bir "benlik" ve eşyâya müstakil bir "varlık" vehmetmektir.

Burada Cenâb-ı Hakk Resûlüne, "beni bu zâlimler toplulu-ğunun içinde bulundurma, onlardan biri yapma, zulüm ve şirkten muhâfaza eyle, beni dâimî bir uyanıklık ve seninle beraberlik (bakâ) hâlinde tut!" şeklinde duâ etmesini telkîn ediyor.

Bir başka yönden, "onlara vaad ettiğin azâbı bana göster-diğinde, yâni Celâl ve Kahhâr esmâların yönünden yapacağın tecellîyi gördüğümde, beni dehşete kapılıp da kesrete düşürme, bunların Sana âit vecihler ve tecellîler olduğu şuuruyla olanları müşâhede etmeme yardım et, bana tevhîd şuurumu kaybettirme" diye duâ edilmektedir.


Âyet 95

وَاِنَّا عَلٰٓى اَنْ نُرِيَكَ مَا نَعِدُهُمْ لَقَادِرُونَ

Ve innâ alâ en nuriyeke mâ neıduhum le kâdirûn.

Bizim onlara yönelttiğimiz tehditleri sana göstermeye elbette gücümüz yeter.