İçeriğe atla
Mü'minûn 96Cüz 18 · Sayfa 348

Mü'minûn Sûresi 96. Âyet

المؤمنون

Sohbete sor

İdfa' billetî hiye ahsenu-sseyyi-e(te)(c) nahnu a'lemu bimâ yasifûn(e)

Kötülüğü, en güzel olan şeyle uzaklaştır. Biz onların yakıştırmakta oldukları şeyleri daha iyi biliriz.

Mü'minûn Sûresi

"İdfa' billetî hiye ahsenus seyyieh" (kötülüğü, en güzel olan şeyle def et, sav, uzaklaştır): Zâhiren, Cenâb-ı Hakk bu ifâdelerle bizlere ahlâkî bir öğütte bulunmaktadır: "Sana yapılan bir kötülüğe, sabır, affetme, iyilikte bulunma gibi güzel davranışlarla, üstün ahlâkla karşılık ver," buyurmaktadır.

Enfüsî olarak ise, "kötü olan hayâl ve vehîm kaynaklı kesret ve bireysel benlik anlayışını, güzel olan tevhîd anlayışlıyla def et," buyurmaktadır. Kul, kötülüğü emreden nefsini güzel bir seyr-i sülûk ile saflaştırıp, ilm-i ilâhî ile de kendisinin ve âlemin sırrını idrâk ve müşâhede ettiğinde, kötü olanı güzel olan ile def etmiş olur. Böylece, "Hakk geldi, bâtıl zâil oldu" (İsrâ 17/81) hakîkati kendinde tahakkuk etmiş olur.

Bâtınen bakıldığında, mutlak ma'nâda "kötü" diye bir şey yoktur. Âlem-i şehâdette zuhûr eden her şey Hakk'ın bir isminin tecellîsidir. Bizim nefsî ma'nâda "kötü" olarak algıladığımız şey Hakk'ın Celâlî yönden tecellîleridir. "İyi" ve "kötü" anlayışını def etmek, savmak, şuurda ve idrâkte Celâlî ve Cemâli esmâları birlemekle ve Allâh ismi potasında toplamakla olur. Bu, tevhîd-i esmâ anlayışıdır.

Ancak dikkat edilmesi gereken, bâtınî yönden ifâde ettiğimiz bu anlayış, teklîf düzeyinde, şerîat mertebesinde geçerli değildir: bu mertebede, Hakk'ın emir ve yasaklarına aykırı olan fiiller "çirkin" ya da "kötü" olarak nitelendirilir ve bunlarla mücâdele edilir.

"Nahnu a'lemu bi mâ yasıfûn" (biz onların yakıştır-makta oldukları şeyleri daha iyi biliriz): Beşerî benlikleriyle perdeli olan kesret ehli, öze ve hakîkate vâsıl olmadıklarından, kişileri ve olayları zâhirde gördükleri şekliyle vasıflandırırlar. Allâh Teâlâ hazretleri ise hem dıştakini hem de içtekini en iyi bilendir, onun ilmi birleştirici ve kuşatıcıdır. Bu sebeple, kuluna şöyle hitap eder: "Sen onların sözlerine, nitelemelerine takılma, onların bilgileri ve anlayışları eksiktir. Sen sâde-ce üstüne düşeni yapıp kötülüğü iyilikle karşıla ve Benim her şeyi kuşatan ilmime teslîm ol."


Âyet 97

وَقُلْ رَبِّ اَعُوذُ بِكَ مِنْ هَمَزَاتِ الشَّيَاط۪ينِۙ

Ve kul rabbi eûzu bike min hemezâtiş şeyâtîn.

De ki: "Ey Rabbim! Şeytânların vesveselerinden sana sığınırım."