Hattâ iżâ câe ehadehumu-lmevtu kâle rabbi-rci'ûn(i)
(99-100) Nihayet onlardan birine ölüm gelince, "Rabbim! Beni dünyaya geri gönderiniz ki, terk ettiğim dünyada salih bir amel yapayım" der. Hayır! Bu, sadece onun söylediği (boş) bir sözden ibarettir. Onların arkasında, tekrar dirilecekleri güne kadar (devam edecek, dönmelerine engel) bir perde (berzah) vardır.
Mü'minûn Sûresi
"Mevt" (ölüm) iki türlüdür: (1) "mevt-i ızdırâri": zorunlu ölüm, biyolojik bedenin ölümü, "her nefs ölümü tadacaktır" hükmünün müşâhedesi ve (2) "mevt-i ihtiyârî": irâdî ölüm", kişinin beşeri benlik vehminden kurtularak fenâya ulaşması, "ölmeden önce ölünüz" hükmünün hakîkatini yaşaması.
"Rabbirciûn" (Rabbim beni geri gönder): Burada rücû etmek iki türlü anlaşılabilir. Birincisi, "mevt-i ızdırâri"den sonra kulun mânevî hâlini görünce pişmân olması, dünyâya geri dönüp sâlih ameller işleyerek hâlini düzeltmeyi talep etmesidir. İkincisi ve kapalı olan ma'nâsı, kulun "mevt-i ihtiyârî"nin ardından İsm-i Celâl ve hakîkat tecellîsi altında başlarda zorlanması sebebiyle sâlih amellerle meşgûl olduğu ve alışık olduğu eski perdeli ancak duygusal yaşantıyla dolu günlerine geçici olarak özlem duymasıdır, diyebiliriz.
لَعَلّ۪ٓي اَعْمَلُ صَالِحاً ف۪يمَا تَرَكْتُ كَلَّاۜ اِنَّهَا كَلِمَةٌ هُوَ قَٓائِلُهَاۜ وَمِنْ وَرَٓائِهِمْ بَرْزَخٌ اِلٰى يَوْمِ يُبْعَثُونَ
Leallî a'melu sâlihan fîmâ terektu kellâ, innehâ kelimetun huve kâiluhâ, ve min verâihim berzahun ilâ yevmi yub'asûn.
… ki, terk ettiğim dünyâda sâlih bir amel yapayım" der. Hayır! Bu, sâdece onun söylediği (boş) bir sözden ibârettir. Onların arkasında, tekrâr dirilecekleri güne kadar (devâm edecek, dönmelerine engel) bir perde (berzah) vardır.