Ya'izukumu(A)llâhu en te'ûdû limiślihi ebeden in kuntum mu/minîn(e)
Eğer inanıyorsanız, bu gibi şeylere bir daha ebediyyen dönmemeniz için Allah size öğüt veriyor.
Eğer inanmış insanlarsanız, Allah, bir daha buna benzer tutumu tekrarlamaktan sizi sakındırıp uyarıyor.
Nûr Suresi'nin 17. ayeti, müminlere yönelik önemli bir öğüt içermekte olup, geçmişte yaşanan olumsuz bir duruma bir daha dönmeme çağrısı yapmaktadır. Ayet, Allah'ın müminlere olan tavsiyesini ve bu tavsiyenin imanla olan ilişkisini vurgulamaktadır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Va'z (وعظ), kalbi yumuşatacak, öğüt ve nasihatle iyiliğe sevk edecek sözdür. Ayetteki 'ya'izukum' ifadesi, Allah'ın müminlere, bir daha benzer bir günaha düşmemeleri için kalplerine işleyen, etkili bir uyarı ve öğüt verdiğini gösterir.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Va'z (وعظ), bir şeyi hatırlatmak ve ondan sakındırmak demektir. Burada Allah, müminlere, iftira olayına benzer bir duruma tekrar düşmemeleri için bir hatırlatma ve sakındırma eylemi gerçekleştirmektedir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Va'z kavramı, Kur'an'da genellikle Allah'ın insanlara doğru yolu göstermesi, onları uyararak kötülüklerden alıkoyması ve iyiye yönlendirmesi anlamında kullanılır. Bu ayetteki 'ya'izukum', Allah'ın müminlere, toplumsal düzeni bozan ve ahlaki değerlere aykırı olan iftira gibi davranışlardan uzak durmaları için yaptığı ilahi bir rehberliktir.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): Avd (عود), bir şeyden sonra ona geri dönmektir. Ayetteki 'en te'ûdû' ifadesi, müminlerin, daha önce işlenmiş olan iftira gibi bir günaha bir daha asla dönmemeleri, onu tekrar etmemeleri gerektiğini vurgular.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Avd (عود), bir halden başka bir hale geçmek veya bir şeye tekrar yönelmektir. Burada, müminlerin, iftira olayının yol açtığı kötü duruma ve benzeri günahlara bir daha yönelmemeleri, o kötü alışkanlığı tekrar etmemeleri emredilmektedir.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Avd (عود) kelimesi, Kur'an'da genellikle bir eylemin tekrarlanması veya bir duruma geri dönülmesi anlamında kullanılır. Bu ayette, müminlerin, iftira gibi toplumsal zarara yol açan bir eylemi bir daha tekrarlamamaları, o kötü duruma geri dönmemeleri gerektiği açıkça belirtilmektedir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Misl (مثل), bir şeyin benzeri, dengi demektir. Ayetteki 'li-mislihi' ifadesi, müminlerin, iftira olayına benzer, yani aynı nitelikte veya aynı derecede kötü olan başka bir günaha bir daha dönmemeleri gerektiğini ifade eder. Bu, sadece o olayın aynısı değil, benzeri her türlü kötü eylem için geçerlidir.
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): Misl (مثل), bir şeyin benzeri ve eşidir. Burada 'li-mislihi' ile kastedilen, iftira olayının kendisi veya onunla aynı derecede çirkin ve zararlı olan başka bir fiildir. Allah, müminleri bu türden her türlü kötü eylemden sakındırmaktadır.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Misl (مثل), bir şeyin nitelik ve nicelik bakımından ona benzeyenidir. Ayetteki 'li-mislihi', iftira olayının niteliksel olarak benzeri olan her türlü kötü söz, dedikodu veya toplumsal fitneye yol açacak eylemleri kapsar. Müminlerin bu tür davranışlardan tamamen uzak durmaları istenmektedir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): İman (إيمان), tasdik etmek, güvenmek ve emniyet içinde olmaktır. Mümin (مؤمن) ise, Allah'a ve O'nun getirdiklerine kalben tasdik edip güvenen kişidir. Ayetteki 'in küntüm mü'minîn' ifadesi, bu öğüdün iman edenler için bir gereklilik olduğunu, imanın bu tür kötü fiillerden uzak durmayı zorunlu kıldığını belirtir.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Mümin (مؤمن), Allah'a ve O'nun emirlerine teslim olan, kalbiyle tasdik eden ve bu tasdikin gereğini yerine getiren kimsedir. Ayetteki şart cümlesi, eğer gerçekten iman edenlerdenseniz, bu tür kötü fiillere dönmemeniz gerekir, zira imanınız bunu gerektirir anlamını taşır.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): İman kavramı, Kur'an'da sadece bir inanç beyanı değil, aynı zamanda belirli bir ahlaki duruş ve davranış biçimini de ifade eder. 'Müminîn' olmak, Allah'ın emirlerine uymayı, kötülüklerden sakınmayı ve toplumsal ahlakı korumayı gerektirir. Bu ayette, müminlerin, imanlarının bir gereği olarak iftira gibi günahlara bir daha dönmemeleri gerektiği vurgulanır.
Nûr Sûresi
“Ya’izukumu(A)llâhu en te’ûdû limislihi ebeden in kuntum mu/minîn(e)” Eğer inanıyorsanız, bu gibi şeylere bir daha ebediyyen dönmemeniz için Allah size öğüt veriyor. (24/17)