Veyubeyyinu(A)llâhu lekumu-l-âyât(i)(c) va(A)llâhu ‘alîmun hakîm(un)
Allah, size ayetleri açıklıyor. Allah, her şeyi hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.
Ve Allah âyetlerini size açıklıyor. Allah, (işin iç yüzünü) çok iyi bilir, tam bir hüküm ve hikmet sahibidir.
Bu ayet, Allah'ın insanlara hakikatleri açıklamasını ve O'nun ilim ve hikmet sahibi oluşunu vurgulamaktadır. Temel kavramlar, Allah'ın bildirme eylemi, bu bildirilenlerin mahiyeti ve Allah'ın sıfatları etrafında şekillenir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Beyân (بَيَان), bir şeyi izhar etmek, açıklamak ve anlaşılır kılmaktır. Ayetteki 'yubeyyinu' fiili, Allah'ın ayetleri (delilleri ve hükümleri) insanlara şüpheye yer bırakmayacak şekilde netleştirmesi ve ortaya koyması anlamındadır. Bu, sadece lafızla değil, aynı zamanda mananın da açıklanmasıdır.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Yubeyyinu (يُبَيِّنُ), 'yudhiru' (يُظْهِرُ) yani 'açıkça gösterir, ortaya koyar' demektir. Ayetteki kullanımıyla Allah'ın, insanların anlaması için delilleri ve hükümleri belirgin kılması kastedilir. Bu, Kur'an'ın açıklayıcı niteliğine işaret eder.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Beyân (بَيَان) kavramı, Kur'an'da 'açıklama, netleştirme, delil getirme' anlamlarında kullanılır. 'Yubeyyinu' fiili, Allah'ın mesajını insanlara anlaşılır bir şekilde iletme eylemini ifade eder. Bu, ilahi vahyin temel işlevlerinden biridir: hakikati ortaya koymak ve insanları doğru yola iletmek için gerekli bilgiyi sağlamak.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Âyet (آيَة), bir şeyin varlığına delalet eden açık alamet ve nişandır. Kur'an'da hem Allah'ın kainattaki yaratma delilleri (kozmik ayetler) hem de peygamberlere verilen mucizeler (mucizevi ayetler) ve Kur'an'ın kendi cümleleri (lafzi ayetler) için kullanılır. Bu ayette ise Allah'ın insanlara açıkladığı şer'i hükümler ve hakikatler kastedilir.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): Âyât (آيَات), 'alâmât' (علامات) yani 'alametler, işaretler' demektir. Bu ayette, Allah'ın insanlara helal ve haramı, doğru ve yanlışı ayırt etmeleri için gönderdiği hükümler ve deliller anlaşılmalıdır. Bunlar, Allah'ın iradesini ve hikmetini gösteren açık işaretlerdir.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Âyet kelimesi, Kur'an'da geniş bir anlam yelpazesine sahiptir. Nûr Suresi'ndeki bu kullanımda, Allah'ın insanlara yol gösteren, açıklayıcı ve hüküm koyucu sözleri, yani Kur'an'ın kendisi ve içerdiği şer'i düzenlemeler ön plana çıkar. Bu ayetler, insanların doğru yolu bulması için ilahi birer rehberdir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): İlim (عِلْم), bir şeyin hakikatini idrak etmektir. Allah için 'Alîm' (عَلِيم) sıfatı, O'nun her şeyi en ince ayrıntısına kadar bilmesini ifade eder. Bu ayette, Allah'ın insanlara ayetleri açıklamasının, O'nun her şeyi bilmesinden kaynaklandığına işaret edilir; zira O, insanların neye ihtiyacı olduğunu ve neyin kendileri için hayırlı olduğunu en iyi bilendir.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Alîm (عَلِيم), 'çok bilen' demektir ve Allah'ın sıfatlarından biridir. O'nun ilmi, sınırsız ve ezelidir. Bu ayette, Allah'ın 'Alîm' olması, O'nun insanlara açıkladığı ayetlerin tam isabetli ve hikmetli olmasının temelini oluşturur. Zira O, her şeyi bilerek hükmeder ve açıklar.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Allah'ın 'Alîm' sıfatı, Kur'an'da merkezi bir yere sahiptir. Bu, sadece bilgi sahibi olmak değil, aynı zamanda her şeyi kuşatan, mutlak ve eksiksiz bir bilgiye sahip olmak anlamına gelir. Ayetteki bağlamda, Allah'ın ayetleri açıklamasının ardında, O'nun insanlığın tüm ihtiyaçlarını ve geleceğini bilen mutlak ilmi yatar.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Hikmet (حِكْمَة), bir şeyi en uygun şekilde yapmak, doğruyu bilmek ve ona göre hareket etmektir. Allah için 'Hakîm' (حَكِيم) sıfatı, O'nun tüm fiillerinin ve hükümlerinin kusursuz bir hikmetle gerçekleştiğini ifade eder. Ayetteki 'Hakîm' sıfatı, Allah'ın açıkladığı ayetlerin ve koyduğu hükümlerin, insanlık için en doğru, en faydalı ve en adil olduğunu vurgular.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Hakîm (حَكِيم), 'hükmeden, hikmet sahibi olan' demektir. Allah'ın bu sıfatı, O'nun her şeyi yerli yerine koyduğunu, yaratılışta ve şeriatta hiçbir eksiklik ve yanlışlık olmadığını gösterir. Ayette, Allah'ın ayetleri açıklamasının, O'nun sonsuz hikmetinin bir tezahürü olduğu belirtilir; zira bu açıklamalar, insanlığın dünya ve ahiret saadeti için en uygun olanıdır.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Hakîm (حَكِيم) sıfatı, Allah'ın hem yaratıcı hem de kanun koyucu olarak mükemmel olduğunu ifade eder. O'nun hükümleri ve açıklamaları, mutlak doğruyu ve en iyi çözümü içerir. Bu ayette, Allah'ın 'Hakîm' olması, O'nun insanlara bildirdiği ayetlerin, derin bir maksat ve fayda taşıdığını, asla boş veya anlamsız olmadığını gösterir.
Nûr Sûresi
“Veyubeyyinu(A)llâhu lekumu-l-âyât(i) va(A)llâhu alîmun hakîm(un)” Allah, size âyetleri açıklıyor. Allah, her şeyi hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir. (24/18)