İllâ-lleżîne tâbû min ba'di żâlike veaslehû fe-inna(A)llâhe ġafûrun rahîm(un)
Ancak tövbe edip bundan sonra ıslah olanlar müstesna. Çünkü Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
Ancak bundan sonra tevbe edip ıslah olanlar müstesnadır. Çünkü Allah çok bağışlayıcı ve merhametlidir.
Nûr Suresi'nin 5. ayeti, tevbe ve ıslahın önemini vurgulayarak ilahi affın ve rahmetin kapılarını aralamaktadır. Ayet, geçmişteki hatalardan dönerek kendini düzeltenlerin Allah katındaki konumunu dilbilimsel bir derinlikle ele almaktadır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'tevbe' kelimesinin asıl anlamının 'dönmek' olduğunu belirtir. Allah'a nispet edildiğinde kulun günahından dönmesini, kuldan nispet edildiğinde ise Allah'ın kuluna yönelmesini ifade eder. Bu ayette, iftira atanların bu eylemlerinden pişmanlık duyarak Allah'a dönmeleri ve O'ndan af dilemeleri anlamındadır.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'tevbe' kavramını Kur'an'daki temel dinî kavramlardan biri olarak ele alır. Ona göre tevbe, sadece bir pişmanlık hali değil, aynı zamanda günahkârın Allah'a yönelerek O'nun rahmetine sığınması ve hayatında köklü bir değişiklik yapma iradesidir. Ayetteki 'tâbû' ifadesi, bu köklü dönüşümü ve Allah'a yönelişi vurgular.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'tevbe' kelimesinin mecazi kullanımlarına değinir. Ayetteki 'tâbû' ifadesi, sadece sözlü bir pişmanlık değil, aynı zamanda fiili bir dönüşümü ve kötü davranıştan vazgeçmeyi ifade eder. Bu, iftira atanların bu kötü fiillerinden vazgeçip doğru yola dönmeleri anlamına gelir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'ıslah' kelimesini 'fesadın zıddı' olarak tanımlar. Bir şeyin bozuk halden iyi hale gelmesi veya getirilmesi anlamına gelir. Ayetteki 'aslahû' ifadesi, tevbenin ardından gelen fiili bir eylemi, yani kişinin hem kendi nefsini hem de toplumsal ilişkilerini düzeltme çabasını ifade eder.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Fîrûzâbâdî, 'ıslah'ın hem maddi hem de manevi anlamda düzeltme ve iyileştirme olduğunu belirtir. Bu ayette, iftira atanların tevbe ettikten sonra sadece pişman olmakla kalmayıp, aynı zamanda bozdukları şeyi düzeltmeleri, yani toplumsal zararı telafi etmeleri ve iyi davranışlar sergilemeleri gerektiğini vurgular.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'ıslah' kelimesinin Kur'an'daki kullanımının, sadece bireysel bir düzeltmeyi değil, aynı zamanda toplumsal bir iyileşmeyi de kapsadığını belirtir. Ayetteki 'aslahû', tevbe edenlerin sadece kendi iç dünyalarını değil, aynı zamanda iftira ile bozdukları toplumsal düzeni ve ilişkileri de düzeltme gayretini ifade eder.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'ğafr' kelimesinin asıl anlamının 'örtmek' olduğunu belirtir. Allah'ın 'Ğafûr' olması, günahları örtmesi, gizlemesi ve cezalandırmaması demektir. Bu ayette, tevbe edip ıslah olanların günahlarının Allah tarafından örtüleceği ve bağışlanacağı vurgulanır.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Kefevî, 'Ğafûr' isminin, Allah'ın kullarının günahlarını affetmedeki genişliğini ve sürekliliğini ifade ettiğini belirtir. Ayetteki 'Ğafûr' kelimesi, tevbe ve ıslahın ardından Allah'ın affının ne kadar kapsamlı olduğunu gösterir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'Ğafûr' isminin Kur'an'daki 'rahmet' kavramıyla yakın ilişkisine dikkat çeker. Allah'ın bağışlayıcılığı, O'nun merhametinin bir tezahürüdür. Ayetteki 'Ğafûr' ifadesi, Allah'ın tevbe edenlere karşı olan bu merhametli ve bağışlayıcı tutumunu pekiştirir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'rahmet' kelimesinin 'incelik ve şefkat' anlamına geldiğini ve bununla birlikte iyilik yapma isteğini ifade ettiğini belirtir. Allah'ın 'Rahîm' olması, O'nun kullarına karşı sürekli ve özel bir merhametle muamele etmesidir. Ayetteki 'Rahîm' kelimesi, tevbe ve ıslah edenlere yönelik ilahi lütuf ve şefkatin devamlılığını vurgular.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Semîn el-Halebî, 'Rahmân' ve 'Rahîm' isimleri arasındaki farka değinir. 'Rahîm' isminin, Allah'ın müminlere yönelik özel ve sürekli merhametini ifade ettiğini belirtir. Bu ayette, tevbe edip düzelenlere yönelik bu özel merhametin altı çizilir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'rahmet' kavramının Kur'an'daki merkeziyetine dikkat çeker. Allah'ın 'Rahîm' olması, O'nun yaratılmışlara karşı olan sonsuz şefkatini ve iyilikseverliğini gösterir. Ayetteki 'Rahîm' ifadesi, tevbe ve ıslahın ardından gelen affın, Allah'ın bu engin merhametinin bir sonucu olduğunu belirtir.
Nûr Sûresi
“İllâ-llezîne tâbû min ba’di zâlike veaslehû fe-inna(A)llâhe gafurun rahîm(un)” Ancak tövbe edip bundan sonra ıslah olanlar müstesna. Çünkü Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir. (24/5)