İçeriğe atla
Furkân 20Cüz 18 · Sayfa 361

Furkân Sûresi 20. Âyet

الفرقان

Sohbete sor

Vemâ erselnâ kableke mine-lmurselîne illâ innehum leye/kulûne-tta'âme veyemşûne fî-l-esvâk(i)(k) vece'alnâ ba'dakum liba'din fitneten etasbirûn(e)(k) vekâne rabbuke basîrâ(n)

Senden önce gönderdiğimiz bütün peygamberler de şüphesiz yemek yerler, çarşıda pazarda gezerlerdi. (Ey insanlar!) Sizi birbiriniz için imtihan aracı kıldık. (Bakalım) sabredecek misiniz? Rabbin, hakkıyla görendir.

Furkân Sûresi

“Vemâ erselnâ kableke mine-lmurselîne illâ innehum leye/kulûne-tta’âme veyemşûne fî-l-esvâk(i) vece’alnâ ba’dakum liba’din fitneten etasbirûn(e) vekâne rabbuke basîrâ(n)” Senden önce gönderdiğimiz bütün peygamberler de şüphesiz yemek yerler, çarşıda pazarda gezerlerdi. (Ey insanlar!) Sizi birbiriniz için imtihan aracı kıldık. (Bakalım) sabredecek misiniz? Rabbin, hakkıyla görendir. (25/20)


Âyet zât mertebesi âyetlerindendir.


“erselnâ” biz irsal ettik, gönderdik ifadesindeki “na” biz zâta işarettir.

Peygamberlerin ve Hz. Muhammed’in beşeri yönü olan toprak bedenleri ihtiyaçlarını karşılamak için yer, içer, uyur ve gezerler. Kendi hakikatini idrak etmiş olan yani beşeri ve ilâhi yönünü fark etmiş olan kişide buna emsaldir. “Rabbike basir” senin rabbin müşahade edendir, ifadesiyle bunun ancak müşahade ehli farkındadır. (Murat Derûni) Selâhattin Uşşaki Hazretleri Tuffet’ul Uşşakiyede;

Salik için yemeğin en faziletlisi "livechillah" (Allahın vechine) nail olması için yediği yemektir. (*)

(*) Bu yemekler vahdet yemekleri yenen yerlerde irfan sofraları"dır. T. B.

İlâhi ve beşer hakikat Fussûlet sûresinde bildirilmiştir.

(41/6) – (Kul innemâ ene beşerun mislukum yûhâ ileyye ennemâ ilâhukum ilâhun vâhıdun festekîmû ileyhi vestağfirûhu ve veylun lilmuşrikîne.

(41/6) – De ki: "Ben de ancak sizin gibi bir insanım. Fakat bana ilâhınızın yalnızca bir tek ilâh olduğu vahyediliyor. Artık O'na yönelin ve O'ndan bağışlanma dileyin. Allah'a ortak koşanların vay hâline!"


Kul innemâ ene beşerun mislukum, Ey habibim onlara de ki, bende sizin gibi bir yönü ile beşer isminin ifade ettiği ma’ nâ, davranışlar ve yaşantısı ile sizin benzeriniz gibiyim.

yûhâ ileyye, Ancak bana hakikat-i İlâhiyye ve sıfat-ı rahmaniye den İlâhi bilgiler vahyediliyor, Sizler beşeriy-yet “hicap/perdeleri ile perdelendiğiniz için, bu sahaya geçemediğinizden beni de kendileriniz gibi kıyas ederek öyle değerlendirdiğinizden, sure-i şerifin başında olan (Ha-Mim) Hakk olan Muhammed-i ve ondan vahy akta-ran beşer yönümle beni anlamıyorsunuz.

ennemâ ilâhukum ilâhun vâhıdun, bana bu hakikatleri bildiren mutlaka sizinde örttüğünüz İlâhınız-dır, sizlere ona ulaşmanın yollarına sülûku haber veriyo-rum o sizin zannettiğiniz gibi, çok değil, Vahid/birdir.

festekîmû ileyhi, istikametinizi vahid/bir olan İlâhınıza döndürün, bunun içinde beşeriyetnizle benim beşeriyetime uyun, hakikatinizle de benim hakikatime uymaya çalışın ki, sırat-ı müstakîm/doğru yol üzere olasınız, bunun içinde, vestağfirûhu, gaflet, benlik, perdeler ve sadece beşeriyetiniz ile yaşamaktan ona istiğfar edip tevbe edin.

ve veylun lilmuşrikîne. Bunları yapmayıpta nefsi beşeriyetlerinde kalıp kendilerini bir varlık zannederek şirk koşanlara yazıklar olsun.[44]


Bu âyet şu eserlerde de geçiyor(1)