Vekâle-lleżîne keferû in hâżâ illâ ifkun-(i)fterâhu ve-e'ânehu ‘aleyhi kavmun âḣarûn(e)(s) fekad câû zulmen vezûrâ(n)
İnkar edenler, "Bu Kur'an, Muhammed'in uydurduğu bir yalandan başka bir şey değildir. Başka bir topluluk da bu konuda ona yardım etmiştir" dediler. Böylece onlar haksız ve asılsız bir söz uydurdular.
Furkân Sûresi
“Vekâle-llezîne keferû in hâzâ illâ ifkun-(i)fterâhu ve-e’ânehu aleyhi kavmun âharûn(e) fekad câû zulmen vezûrâ(n)” İnkâr edenler, “Bu Kûr’ân, Muhammed’in uydurduğu bir yalandan başka bir şey değildir. Başka bir topluluk da bu konuda ona yardım etmiştir” dediler. Böylece onlar haksız ve asılsız bir söz uydurdular. (25/4)
Hani denir ya uydur, uydur söyle! Vehimi kuruntularıyla uydurduklarını resülûllah s.a.v. efendimize iftira ederek uluhiyet mertebesinden aldığı vahiy olan sözleri uydurma olarak nitelendirdiler. Böylece zulüm ve tezvîre büyük bir haksızlığa ve yalancılığa gittiler. (Murat Derûni)
وَقَالُوا أَسَاطِيرُ الْأَوَّلِينَ اكْتَتَبَهَا فَهِيَ تُمْلَى عَلَيْهِ بُكْرَةً وَأَصِيلًا {الفرقان/5}
“Ve kâlû esâtîru-l-evvelîne-ktetebehâ fehiye tumlâ aleyhi bukraten ve asîlâ(n)”