Vehuve-lleżî ersele-rriyâha buşran beyne yedey rahmetih(i)(c) veenzelnâ mine-ssemâ-i mâen tahûrâ(n)
(48-49) O, rahmetinin önünde rüzgarları müjdeci olarak gönderendir. Ölü toprağı canlandıralım, yarattıklarımızdan birçok hayvanları ve insanları sulayalım diye gökten tertemiz bir su indirdik.
Rüzgarları rahmetinin önünde müjdeci olarak gönderen ve gökten tertemiz bir su indiren O'dur.
Bu ayet, Allah'ın kudretini ve rahmetini rüzgarlar ve su aracılığıyla gösterdiğini ifade etmektedir. Anahtar kavramlar, rüzgarların müjdeleyici rolünü, rahmetin tecellisini ve gökten inen suyun arındırıcı ve hayat verici özelliğini vurgulamaktadır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'irsâl' kelimesinin bir şeyi serbest bırakmak, salıvermek ve bir yere yönlendirmek anlamlarına geldiğini belirtir. Ayetteki 'ersel' fiili, Allah'ın rüzgarları belirli bir hikmetle, yani rahmetinin önünde müjdeci olarak göndermesini ifade eder.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'irsâl' fiilinin mecazi olarak bir şeyi bir göreve atamak veya bir amaç için sevk etmek anlamında kullanıldığını belirtir. Burada rüzgarlar, yağmurun habercisi olarak gönderilen elçiler gibidir.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'rîh' kelimesinin çoğulu olan 'riyâh'ın Kur'an'da genellikle rahmet ve hayır getiren rüzgarlar için kullanıldığını belirtir. Ayetteki 'riyâh', yağmurun habercisi olan, bereket getiren rüzgarlardır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'rîh' kelimesinin 'ruh' kökünden geldiğini ve hareket, canlılık anlamı taşıdığını ifade eder. 'Riyâh'ın burada rahmetin önünde müjdeci olarak zikredilmesi, onların hayat verici yağmuru getiren birer vesile olduğunu gösterir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, Kur'an'da 'rîh' kelimesinin bazen azap, bazen de rahmetle ilişkilendirildiğini belirtir. Bu ayette 'riyâh' çoğul olarak kullanılmış ve 'büşrâ' (müjde) ile nitelendirilerek olumlu, rahmet getiren bir anlam taşımaktadır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'büşrâ' kelimesinin sevindirici haber anlamına geldiğini ve insan derisinin (beşer) dışa vurumu gibi, haberin de içteki bir durumu dışa vurduğunu belirtir. Ayette rüzgarlar, yağmurun ve dolayısıyla rahmetin gelişinin sevindirici habercileridir.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): El-Kefevî, 'büşrâ'nın, bir şeyin güzelliğini ve hayrını haber vermek olduğunu ifade eder. Burada rüzgarlar, Allah'ın rahmetinin ve bereketinin habercisi olarak işlev görmektedir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'rahmet' kelimesinin şefkat ve merhamet anlamına geldiğini, Allah için kullanıldığında ise O'nun kullarına yönelik lütuf ve ihsanını ifade ettiğini belirtir. Ayette rüzgarların 'rahmetinin önünde' gelmesi, yağmurun Allah'ın bir lütfu ve merhameti olduğunu vurgular.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'rahmet'in Kur'an'daki temel kavramlardan biri olduğunu ve Allah'ın yaratılmışlara karşı gösterdiği şefkat ve lütfu ifade ettiğini belirtir. Bu ayette 'rahmet', hayat veren yağmurun kaynağı olarak somutlaşır.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Fîrûzâbâdî, 'rahmet'in kalpteki incelik ve şefkat olduğunu, Allah'a nispet edildiğinde ise O'nun lütuf ve ihsanı olduğunu ifade eder. Rüzgarların rahmetin önünde gelmesi, bu lütfun bir başlangıcı ve habercisidir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'mâ'' kelimesinin bilinen suyu ifade ettiğini ve Kur'an'da genellikle hayatın kaynağı olarak zikredildiğini belirtir. Ayetteki 'mâ'' hem fiziksel temizliği hem de canlılığın devamını sağlayan temel unsurdur.
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): Es-Sicistânî, 'mâ''nın canlıların yaşaması için zorunlu olan sıvı olduğunu ve Kur'an'da sıkça Allah'ın kudretinin bir delili olarak sunulduğunu ifade eder. Burada 'mâ''nın 'tahûrâ' (tertemiz) olarak nitelenmesi, onun hem maddi hem manevi arındırıcılığına işaret eder.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'tahûr' kelimesinin hem kendisi temiz olan hem de başkasını temizleyen anlamına geldiğini belirtir. Ayetteki 'mâen tahûrâ', suyun sadece temiz olmakla kalmayıp, aynı zamanda ölü toprağı dirilterek ve canlıları sulayarak arındırıcı ve hayat verici bir işlev gördüğünü ifade eder.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Semîn el-Halebî, 'tahûr' kelimesinin 'fâ'ûl' vezninde mübalağa ifade ettiğini ve 'çok temizleyici' anlamına geldiğini belirtir. Bu, suyun sadece kirleri gidermekle kalmayıp, aynı zamanda manevi bir arınma ve yenilenme sağladığına da işaret eder.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'tahûr' kelimesinin Kur'an'da hem maddi temizliği hem de manevi arınmayı ifade ettiğini vurgular. Bu ayette suyun 'tahûr' olarak nitelenmesi, onun hem fiziksel kirleri temizlemesini hem de ölü toprağı dirilterek hayat vermesini kapsar.
Bu âyetin tefsiri eserlerde henüz eşleştirilmedi.
Eşleştirme tamamlandıkça bu bölüm otomatik dolar.