Linuhyiye bihi beldeten meyten venuskiyehu mimmâ ḣalaknâ en'âmen ve enâsiyye keśîrâ(n)
(48-49) O, rahmetinin önünde rüzgarları müjdeci olarak gönderendir. Ölü toprağı canlandıralım, yarattıklarımızdan birçok hayvanları ve insanları sulayalım diye gökten tertemiz bir su indirdik.
Ki biz (o suyla) ölü toprağa can verelim, yarattığımız nice hayvanlara ve insanlara su sağlayalım, diye.
Bu ayet, Allah'ın rahmetinin tecellisi olarak rüzgarlar aracılığıyla yağmur indirmesini ve bu yağmurun ölü toprağı diriltme, hayvanlara ve insanlara su sağlama işlevini dilbilimsel bir derinlikle ele almaktadır. Anahtar kavramlar, hayat verme, sulama ve yaratılmış varlıkların çeşitliliğini vurgular.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Hayat (حياة) kelimesi, ölümün zıddıdır. 'İhya' (إحياء) ise bir şeyi canlandırmak, ona hayat vermektir. Ayetteki 'li-nuhyiye' (لِّنُحْـِۧىَ) ifadesi, yağmurun ölü toprağı yeşertmesi, bitki bitirmesi ve böylece ona yeniden hayat vermesi anlamında kullanılmıştır. Bu, Allah'ın kudretinin bir göstergesidir.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Kur'an'da 'ihya' (إحياء) mecazi olarak da kullanılır. Burada 'beldeten meyten' (بَلْدَةً مَّيْتًا - ölü bir belde) ifadesiyle birlikte kullanıldığında, kuraklıktan dolayı verimsizleşmiş toprağın yağmurla yeniden canlanması ve ürün vermesi kastedilir. Bu, cansız bir şeye hayat verme fiilidir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Kur'an'da 'hayat' (حياة) kavramı, sadece biyolojik varoluşu değil, aynı zamanda manevi canlılığı ve Allah'ın kudretinin tecellisini de ifade eder. 'İhya' (إحياء) fiili, Allah'ın ölü toprağı diriltmesiyle, ahirette ölüleri diriltmesi arasında bir paralellik kurar. Ayetteki kullanım, Allah'ın yaratma ve yeniden yaratma gücünü vurgular.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): Belde (بلدة), yerleşim yeri veya toprak parçası anlamına gelir. Ayette 'meyten' (مَّيْتًا - ölü) sıfatıyla birlikte kullanıldığında, kuraklık sebebiyle bitki örtüsünden yoksun kalmış, verimsizleşmiş toprağı ifade eder. Bu, yağmurun getireceği hayatın karşıtı olan durumu belirtir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Belde (بلدة), bir yer, bir mekan anlamına gelir. Kur'an'da bazen şehir, bazen de genel olarak toprak parçası için kullanılır. Burada 'meyten' (مَّيْتًا) ile nitelendirilmesi, o toprağın canlılığını yitirmiş, verimsiz hale gelmiş olduğunu gösterir. Yağmurun bu 'ölü beldeyi' diriltmesi, Allah'ın kudretinin somut bir örneğidir.
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): Sakâ (سقى) fiili, birine su vermek, sulamak anlamına gelir. Ayetteki 'nuskiyahu' (وَنُسْقِيَهُۥ) ifadesi, Allah'ın indirdiği su ile hem hayvanların (en'âm) hem de insanların (enâsî) su ihtiyacını karşılamasını, onları suya kavuşturmasını ifade eder. Bu, suyun yaşam için temel bir ihtiyaç olduğunu vurgular.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Sakâ (سقى) kelimesi, içmek için su vermek veya bitkileri sulamak anlamlarına gelir. Ayetteki bağlamda, gökten inen suyun hem hayvanların hem de insanların susuzluğunu gidermesi, onların yaşamlarını sürdürmeleri için gerekli olan suyu temin etmesi kastedilir. Bu, Allah'ın rızık verici sıfatının bir göstergesidir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): En'âm (أنعام), deve, sığır, koyun ve keçi gibi dört ayaklı evcil hayvanları ifade eder. Kur'an'da genellikle insanların faydalandığı, rızık ve binek olarak kullandığı hayvanlar için kullanılır. Ayetteki 'nuskiyahu mimma halakna en'âmen' (وَنُسْقِيَهُۥ مِمَّا خَلَقْنَآ أَنْعَـٰمًا) ifadesi, yağmur suyunun bu hayvanların yaşaması için elzem olduğunu ve Allah'ın bu hayvanları da rızıklandırdığını gösterir.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): En'âm (أنعام) kelimesi, Arapçada belirli evcil hayvan türlerini kapsar. Bu hayvanlar, insanların geçim kaynağı, besin ve ulaşım aracı olarak önemli bir yere sahiptir. Ayette, Allah'ın yağmur suyuyla sadece insanları değil, aynı zamanda bu değerli hayvanları da sulayarak yaşamlarını sürdürmelerini sağladığı belirtilir, bu da Allah'ın geniş rahmetini gösterir.
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): Enâsî (أناسى), insan kelimesinin çoğuludur. Ayette 'en'âm' (hayvanlar) ile birlikte zikredilmesi, Allah'ın yağmur suyuyla hem hayvanların hem de insanların su ihtiyacını karşıladığını, her iki varlık türünün de yaşamını sürdürmesi için suya muhtaç olduğunu vurgular. Bu, Allah'ın tüm canlılara yönelik rahmetinin bir ifadesidir.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): İnsan (إنسان) kelimesi, 'üns' (yakınlık, alışkanlık) kökünden gelir ve sosyal bir varlık olmasını ifade eder. 'Enâsî' (أناسى) ise bu varlıkların çoğuludur. Ayette, Allah'ın yarattığı ve suya muhtaç olan canlılar arasında insanları da sayması, suyun insan yaşamındaki merkezi rolünü ve Allah'ın insanlara olan lütfunu gösterir.
Bu âyetin tefsiri eserlerde henüz eşleştirilmedi.
Eşleştirme tamamlandıkça bu bölüm otomatik dolar.