Velekad sarrafnâhu beynehum liyeżżekkerû feebâ ekśeru-nnâsi illâ kufûrâ(n)
Andolsun, biz bunu insanlar arasında, düşünüp ibret alsınlar diye tekrar tekrar açıkladık. Fakat insanların çoğu nankörlükte direttiler.
Andolsun bunu, insanların öğüt almaları için, aralarında çeşit çeşit şekillerde anlatmışızdır; ama insanların çoğu ille nankörlük edip diretmiştir.
Bu ayet, Allah'ın yağmuru farklı şekillerde ve yerlerde göndermesinin amacının insanlara öğüt vermek olduğunu, ancak insanların çoğunun bu nimete karşı nankörlük ettiğini vurgulamaktadır. Ayet, 'sarrafnâhu' fiiliyle ilahi tasarrufu, 'yetezekkerû' fiiliyle öğüt almanın önemini ve 'küfûrâ' kelimesiyle de insanların olumsuz tepkisini dilbilimsel olarak öne çıkarır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Sarraf kelimesi, bir şeyi bir halden başka bir hale çevirmek, döndürmek anlamına gelir. Ayetteki 'sarrafnâhu' ifadesi, yağmurun farklı zamanlarda, farklı yerlerde ve farklı şekillerde gönderilerek çeşitlendirilmesini ve bu yolla insanların ibret almasının hedeflendiğini belirtir. Bu, ilahi kudretin ve hikmetin bir tecellisidir.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Sarrafnâhu, 'onu çevirdik, döndürdük' demektir. Yağmurun farklı bölgelere, farklı zamanlarda gönderilmesiyle, insanlar için bir ibret ve hatırlatma vesilesi kılındığına işaret eder. Bu, Allah'ın kudretinin ve nimetinin bir göstergesidir.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Sarraf fiili, Kur'an'da genellikle bir şeyin farklı yönlerini, hallerini veya şekillerini ortaya koymak, değiştirmek anlamında kullanılır. Bu ayette yağmurun farklı biçimlerde ve yerlerde gönderilmesiyle, insanların dikkatini çekmek ve onlara öğüt vermek amaçlanmıştır. Bu, ilahi bir pedagojik yaklaşımdır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Zikr, bir şeyi kalpte veya dilde hazır etmek demektir. Tezekkür ise, unutulan bir şeyi hatırlamak veya bir şeyi düşünerek ondan ibret almak anlamına gelir. Ayetteki 'liyetezekkerû' ifadesi, yağmurun farklı şekillerde gönderilmesinin amacının, insanların bu ilahi nimeti düşünerek Allah'ın kudretini ve lütfunu hatırlamaları ve ondan öğüt almaları olduğunu vurgular.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Zikr kavramı, Kur'an'da sadece hatırlamak değil, aynı zamanda bir şeyi zihinde canlı tutmak, ondan ders çıkarmak ve ona göre hareket etmek anlamlarını da içerir. 'Liyetezekkerû' ifadesi, insanların yağmur gibi doğal olaylar üzerinden Allah'ın varlığını, birliğini ve kudretini idrak etmelerini, böylece doğru yolu bulmalarını hedefler.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Tezekkür, bir şeyi düşünerek ondan sonuç çıkarmak, ibret almak ve kalpte yer etmesini sağlamaktır. Bu ayette, yağmurun farklı şekillerde gönderilmesiyle insanların gafletten uyanmaları ve Allah'ın nimetlerine karşı şükran duymaları için bir vesile kılındığı belirtilir.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): Ekser, 'çok' anlamına gelen kesîr kelimesinin ism-i tafdîlidir ve 'daha çok, en çok' demektir. Ayetteki 'ekseru'n-nâs' ifadesi, insanların büyük bir kısmının, Allah'ın açıkça gösterdiği delillere ve nimetlere rağmen nankörlük ettiğini belirtir. Bu, Kur'an'da sıkça rastlanan bir temadır.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Kesret, bir şeyin nicelik olarak fazla olmasıdır. 'Ekseru'n-nâs' ifadesi, insanların çoğunluğunun, Allah'ın kendilerine sunduğu ibret verici olaylardan ders çıkarmakta başarısız olduğunu ve nankörlük yolunu seçtiğini gösterir. Bu, ilahi mesajın insanlar üzerindeki etkisinin sınırlı kaldığına bir işarettir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Küfr, bir nimeti örtmek ve gizlemek demektir. Şükrün zıddıdır. Ayetteki 'küfûrâ' kelimesi, insanların Allah'ın yağmur nimetiyle kendilerine sunulan öğüt ve ibret fırsatını görmezden gelerek, bu nimeti inkâr etmeleri veya ona karşı nankörlük etmeleri anlamında kullanılmıştır. Bu, ilahi lütfa karşı gösterilen olumsuz bir tepkidir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Küfr, Kur'an'da sadece Allah'ı inkâr etmek değil, aynı zamanda Allah'ın nimetlerini inkâr etmek, onlara karşı nankörlük etmek ve şükretmemek anlamında da kullanılır. Bu ayette 'küfûrâ' kelimesi, insanların yağmur nimeti karşısında Allah'ın kudretini ve lütfunu görmezden gelerek, bu nimeti değersizleştirmelerini ifade eder.
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): Küfr, bir şeyi örtmek ve gizlemektir. Nimetin küfrü ise, nimeti inkâr etmek ve ona şükretmemektir. Ayetteki 'küfûrâ' ifadesi, insanların yağmur gibi açık bir nimeti ve ondaki ilahi mesajı örtbas ederek, Allah'a karşı nankörlük etmelerini ve bu nimeti hak ettiği şekilde değerlendirmemelerini anlatır.
Bu âyetin tefsiri eserlerde henüz eşleştirilmedi.
Eşleştirme tamamlandıkça bu bölüm otomatik dolar.