İçeriğe atla
Furkân 52Cüz 19 · Sayfa 364

Furkân Sûresi 52. Âyet

الفرقان

Sohbete sor

Felâ tuti'i-lkâfirîne vecâhidhum bihi cihâden kebîrâ(n)

Öyle ise kafirlere itaat etme, onlara karşı bu Kur'an'la büyük bir mücadele ver.

Furkân Sûresi

“Felâ tuti’i-lkâfirîne vecâhidhum bihi cihâden kebîrâ(n)” Öyle ise kâfirlere itaat etme, onlara karşı bu cihad ile büyük bir mücadele ver. (25/52)


Bu âyette Efendimiz s.a.v. nazarında biz ümmetine de uyarı vardır. Kafir olan nefsi emmarene itaat etme ve onunla büyük cihad ile mücadele ver. Nasıl verilecek, nefis tezkiyesi, riyazat ve irfani ilim tahsili ile mücadele ver. (Murat Derûni)

"Küçük cihaddan, büyük cihada döndük." Hadisini, Beyhakî'nin zayıf bir senedle rivâyet ettiğini, Hâfız el-Irakî; "İhyâu'l-Ulumi'd-Dîn" adlı kitabın hadislerini (Murat Derûni)ederken söylemiş, ondan da el-Aclûnî “Keşfül-Hafâ” adlı eserinde böyle nakletmiştir.

Hâfız İbn-i Hacer de -Allah rahmet etsin- şöyle demiştir:

"O (hadis), İbrahim b. Ebî Able'nin sözüdür, hadis değildir." Yine, el-Aclûnî de Hâfız el-Irakî'den “Keşfül-Hafâ” adlı eserinde böyle nakletmiştir. Bu, el-Aclûnî'nin zikretmiş olduğu şeyin bir özetidir.

Beyhakî'nin rivâyetinde ise:

"Büyük cihad nedir?" diye sordular.

"Kalbin cihadıdır" diye buyurdu.

Bu hadisi, el-Hatib el-Bağdadî de şu lafızla rivâyet etmiştir:

"Küçük cihaddan büyük cihada döndük.

- Büyük cihad nedir? Diye sordular.

- Kulun, hevâsıyla (nefsinin istekleriyle) mücadelesidir." Buyurdu.

Beyhakî ve el-Hatib el-Bağdadî, her iki hadisi de Câbir'den rivayet etmişlerdir. "Keşfül-Hafâ"da da aynen böyledir.

Şeyhül-İslam İbn-i Teymiyye -Allah rahmet etsin-, "Mecmûu'l-Fetâvâ" adlı eserinde (c:11, s:197) şöyle demiştir:

"Bazılarının Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'in Tebük Gazvesi'nde(n dönerken):

”Küçük cihaddan büyük cihada döndük” buyurdu diye rivâyet ettikleri hadise gelince, bunun aslı yoktur ve Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'in söz ve fiillerini bilen hadis ehlinden hiç kimse bu hadisi rivayet etmemiştir." "Mecmûu Fetâvâ İbn-i Baz; c: 26, s: 381)[72]


وَهُوَ الَّذِي مَرَجَ الْبَحْرَيْنِ هَذَا عَذْبٌ فُرَاتٌ وَهَذَا مِلْحٌ أُجَاجٌ وَجَعَلَ بَيْنَهُمَا بَرْزَخًا وَحِجْرًا مَّحْجُورًا {الفرقان/53}

“Vehuve-llezî merace-lbahrayni hâzâ azbun furâtun vehâzâ milhun ucâcun vece’ale beynehumâ berzehan vehicran mahcûrâ(n)”

Bu âyet şu eserlerde de geçiyor(2)