Velleżîne iżâ enfekû lem yusrifû velem yakturû vekâne beyne żâlike kavâmâ(n)
Onlar, harcadıklarında ne israf ne de cimrilik edenlerdir. Onların harcamaları, bu ikisi arası dengeli bir harcamadır.
Ve onlar ki, harcadıklarında ne israf ne de cimrilik ederler; ikisi arasında orta bir yol tutarlar.
Bu ayet, Rahman'ın has kullarının harcama konusundaki dengeli tutumunu, israf ve cimrilikten uzak durarak orta yolu benimsemelerini dilbilimsel bir derinlikle ifade etmektedir. Kelimelerin kök anlamları, bu dengenin ahlaki ve sosyal boyutlarını ortaya koyar.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Nefak (نَفَق) kelimesi, tünel gibi bir yerden çıkmak anlamına gelir. İnfak (إنفاق) ise malın elden çıkması, tükenmesi demektir. Ayetteki 'enfekû' fiili, malı Allah yolunda veya meşru ihtiyaçlar için harcamayı ifade eder, ancak bu harcamanın niteliği sonraki kelimelerle sınırlandırılmıştır.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): İnfak, Kur'an'da sadece maddi harcamayı değil, aynı zamanda Allah'a karşı bir sorumluluk bilinciyle yapılan her türlü bağışı ve yardımı ifade eder. Bu ayetteki kullanımı, müminlerin mal varlıklarını nasıl yönettiklerini gösteren temel bir ahlaki ilkedir.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İsraf, bir şeyde haddi aşmak, sınırı geçmektir. Ayetteki 'yüsrifû' fiili, harcamada aşırıya gitmeyi, gereksiz yere malı tüketmeyi ifade eder ki bu, Rahman'ın kullarının kaçındığı bir davranıştır.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): İsraf, 'seref' kökünden gelir ve bir şeyin sınırını aşmak anlamına gelir. Burada, harcamada meşru sınırların dışına çıkmayı, savurganlığı mecazi olarak ifade eder.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): İsraf kavramı, sadece maddi harcamalarda değil, aynı zamanda zaman, enerji ve diğer kaynakların kullanımında da ölçüsüzlüğü ifade eder. Ayetteki bağlamda, malın gereksiz yere, faydasız alanlara harcanması kastedilmektedir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Katar (قَتَر) kelimesi, dumanın yükselmesi ve daralması anlamlarına gelir. İktar (إقتار) ise harcamada daraltmak, kısmak, cimrilik etmek demektir. Ayetteki 'yakturû' fiili, israfın zıttı olarak, gerekli yerlere dahi harcama yapmaktan kaçınmayı, eli sıkılığı ifade eder.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Katar kökü, darlık ve sıkıntı anlamlarını taşır. 'İktar' fiili, harcamada aşırıya kaçmamakla birlikte, gerekli olanı da vermekten imtina etmeyi, yani cimriliği ifade eder. Bu, Rahman'ın kullarının uzak durduğu diğer aşırı uçtur.
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): Kavâm (قَوَام), bir şeyin dayanağı, omurgası ve orta noktası anlamına gelir. Ayetteki 'kavâmen' kelimesi, israf ile cimrilik arasında adil ve dengeli bir tutumu, yani itidali ifade eder. Bu, Rahman'ın kullarının harcamalarındaki temel prensibidir.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Kavâm, bir şeyin istikametini ve doğruluğunu sağlayan temel unsurdur. Burada, harcamalarda ne aşırıya kaçmak ne de cimrilik etmek suretiyle elde edilen dengeli ve adil yolu temsil eder.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Kur'an'da 'kavâm' veya 'kıyam' kökünden türeyen kelimeler genellikle denge, adalet ve doğru duruşu ifade eder. Bu ayetteki 'kavâmen', İslam'ın ekonomik ahlakındaki 'vasat ümmet' (orta yol ümmeti) ilkesinin bir yansıması olarak, harcamalarda aşırılıklardan kaçınarak ideal dengeyi bulmayı vurgular.
Furkân Sûresi
“Vellezîne izâ enfekû lem yusrifû velem yakturû vekâne beyne zâlike kavâmâ(n)” Onlar, harcadıklarında ne israf ne de cimrilik edenlerdir. Onların harcamaları, bu ikisi arası dengeli bir harcamadır. (25/67)
Âyet ef’al mertebesi âyetlerindendir.
Maddi sarf etmek olduğu gibi manevi sarf etmek te vardır. Müsrif hadiste şöyle ifade edilmiştir.
"Ümmetimden müflis olan o kimsedir ki: Kıyamet günü namazı, orucu ve zekatı olduğu halde gelir. Ancak birine küfretmiş, diğerinin kanını dökmüş, bir diğerinin de malını yemiştir. Hasenatı, buna, öbürüne, diğerine dağıtılır. Üzerindeki borçlar bitmeden hasenatı tükenmişse öbürlerinin günahlarından alınır, üzerine yüklenir ve böylece ateşe atılır."[88]
Zahir, bâtın dengeli bir hayat dervişin düsturu olmalıdır.
Efendi Babamın bize yolun düsturunu ve manevi eğitimin dengeli bir şekilde ehline verilmesi gerktiği tavsiyesini buraya alıyoruz. (Murat Derûni) Hayırlı günler Murat Derûni oğlum Cenâb-ı Hakk işlerinde kolaylıklar versin İnşeallah. Mevlâm rahmet eylesin Nusret Babam "oğlum biz at tımarcısı değiliz" derdi. Nefs-i emmâresi kuvvetli ve vehmi hayali ma’nâda derinleşmiş başka güçlerin hükmü altına girmiş olan kimselere vakit harcamak, vakti çok bol olan kimselere göredir bizim vaktimiz ancak bize yetiyor, bizler bütün âlemin terbiyecisi olacak halimiz yok, Cenâb-ı Hakk onların karşılarına da uygun birilerini çıkarır İnşeallah.
"En güzel elbise en güzel kumaştan dikilir" değersiz bir kumaşı en üstat terzi dikse genede hiç bir işe yaramaz bir giyişte kırışır bozulur ve emekler boşa gider. Kumaş güzel olursa, usta ustalığını gerçek olarak o kumaş ile diktiği elbisede meydana getirir, giyende hoşlanır, rahat eder, görende zevk eder. Elbise dikilmek için seçilen kumaş bir bütün parça iken evvelâ birçok parçaya bölünür, sonra bu parçalar tekrar iğne ile yavaş, yavaş yerli yerince iğne ve iplik darbeleri ile tekrar bütünleştirilmeye çalışılır.
Bu dikilen yerler ateş gibi yanan ütünün altına girer, adeta yanacak hale gelinceye kadar, bir daha kabarmaması için ütünün altında ezilirde ezilir, zayıf kumaş bu işlemlere dayanamaz, ya erir ya yanar. Güzel kaliteli hakiki bir kumaş ancak bu işlemlere dayanabilir ve neticede o kumaş, bu sefer işlenmiş halde, gene bir bütün hale dönüşür, ancak parçalardan meydana gelen bu bütün kişiyle de bütünleşmiş, onun bir parçası veya âdeta, aynısı olmuş olur ve o elbiseyi giydiği zaman asaletli bir kimse olur.
Bu durum da giyen de, diken de, gören de, memnundur, ortaya ahenkli bir görüntü çıkmıştır. İşte bir kimsenin kumaşının dikiş tutması için gerçek hakiki bir kumaş olması lâzımdır. Bu işlemlere ancak kaliteli bir kumaş dayanabilir, diğerlerinden elbise yapılsa bile sağlıklı netice alınamaz. İşte o yüzden zâhir hayatta da mümkün olduğu kadar hep kaliteli kumaşlardan elbiseler yapmışızdır, ayrıca bâtıni hayatta da kaliteli kumaşlar aramaktayız ki, evvelâ kesilip biçilmeye, daha sonra iğnelerle dikilip ütülenmeye ve bütün bunlara dayanmayı, kabul edebilsinler.
Tekrar hayırlı günler Murat Derûni herkese selâmlar. Hoşça kal Efendi Baban.[89]
Kendisine vermiş olduğu tavsiyeye minnattarlığımıza ifade ederek yolumuza devam edelim. (Murat Derûni)