İçeriğe atla
Furkân 67Cüz 19 · Sayfa 365

Furkân Sûresi 67. Âyet

الفرقان

Sohbete sor

Velleżîne iżâ enfekû lem yusrifû velem yakturû vekâne beyne żâlike kavâmâ(n)

Onlar, harcadıklarında ne israf ne de cimrilik edenlerdir. Onların harcamaları, bu ikisi arası dengeli bir harcamadır.

Furkân Sûresi

“Vellezîne izâ enfekû lem yusrifû velem yakturû vekâne beyne zâlike kavâmâ(n)” Onlar, harcadıklarında ne israf ne de cimrilik edenlerdir. Onların harcamaları, bu ikisi arası dengeli bir harcamadır. (25/67)


Âyet ef’al mertebesi âyetlerindendir.


Maddi sarf etmek olduğu gibi manevi sarf etmek te vardır. Müsrif hadiste şöyle ifade edilmiştir.

"Ümmetimden müflis olan o kimsedir ki: Kıyamet günü namazı, orucu ve zekatı olduğu halde gelir. Ancak birine küfretmiş, diğerinin kanını dökmüş, bir diğerinin de malını yemiştir. Hasenatı, buna, öbürüne, diğerine dağıtılır. Üzerindeki borçlar bitmeden hasenatı tükenmişse öbürlerinin günahlarından alınır, üzerine yüklenir ve böylece ateşe atılır."[88]

Zahir, bâtın dengeli bir hayat dervişin düsturu olmalıdır.

Efendi Babamın bize yolun düsturunu ve manevi eğitimin dengeli bir şekilde ehline verilmesi gerktiği tavsiyesini buraya alıyoruz. (Murat Derûni) Hayırlı günler Murat Derûni oğlum Cenâb-ı Hakk işlerinde kolaylıklar versin İnşeallah. Mevlâm rahmet eylesin Nusret Babam "oğlum biz at tımarcısı değiliz" derdi. Nefs-i emmâresi kuvvetli ve vehmi hayali ma’nâda derinleşmiş başka güçlerin hükmü altına girmiş olan kimselere vakit harcamak, vakti çok bol olan kimselere göredir bizim vaktimiz ancak bize yetiyor, bizler bütün âlemin terbiyecisi olacak halimiz yok, Cenâb-ı Hakk onların karşılarına da uygun birilerini çıkarır İnşeallah.

"En güzel elbise en güzel kumaştan dikilir" değersiz bir kumaşı en üstat terzi dikse genede hiç bir işe yaramaz bir giyişte kırışır bozulur ve emekler boşa gider. Kumaş güzel olursa, usta ustalığını gerçek olarak o kumaş ile diktiği elbisede meydana getirir, giyende hoşlanır, rahat eder, görende zevk eder. Elbise dikilmek için seçilen kumaş bir bütün parça iken evvelâ birçok parçaya bölünür, sonra bu parçalar tekrar iğne ile yavaş, yavaş yerli yerince iğne ve iplik darbeleri ile tekrar bütünleştirilmeye çalışılır. 

Bu dikilen yerler ateş gibi yanan ütünün altına girer, adeta yanacak hale gelinceye kadar, bir daha kabarmaması için ütünün altında ezilirde ezilir, zayıf kumaş bu işlemlere dayanamaz, ya erir ya yanar. Güzel kaliteli hakiki bir kumaş ancak bu işlemlere dayanabilir ve neticede o kumaş, bu sefer işlenmiş halde, gene bir bütün hale dönüşür, ancak parçalardan meydana gelen bu bütün kişiyle de bütünleşmiş, onun bir parçası veya âdeta, aynısı olmuş olur ve o elbiseyi giydiği zaman asaletli bir kimse olur.

Bu durum da giyen de, diken de, gören de, memnundur, ortaya ahenkli bir görüntü çıkmıştır. İşte bir kimsenin kumaşının dikiş tutması için gerçek hakiki bir kumaş olması lâzımdır. Bu işlemlere ancak kaliteli bir kumaş dayanabilir, diğerlerinden elbise yapılsa bile sağlıklı netice alınamaz. İşte o yüzden zâhir hayatta da mümkün olduğu kadar hep kaliteli kumaşlardan elbiseler yapmışızdır, ayrıca bâtıni hayatta da kaliteli kumaşlar aramaktayız ki, evvelâ kesilip biçilmeye, daha sonra iğnelerle dikilip ütülenmeye ve bütün bunlara dayanmayı, kabul edebilsinler. 

Tekrar hayırlı günler Murat Derûni herkese selâmlar. Hoşça kal Efendi Baban.[89]    

Kendisine vermiş olduğu tavsiyeye minnattarlığımıza ifade ederek yolumuza devam edelim. (Murat Derûni)