Fettekû(A)llâhe veatî'ûn(i)
"O halde, Allah'a karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin!"
"Gelin, artık, Allah'tan korkun ve bana itaat edin."
Şuarâ Suresi 110. ayet, Nuh peygamberin kavmine yaptığı çağrıyı içermektedir. Ayet, Allah'a karşı gelmekten sakınma (takva) ve peygambere itaat etme yükümlülüğünü vurgulayarak, imanın temel prensiplerini dilbilimsel bir derinlikle ortaya koymaktadır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): V-k-y kökünden türeyen 'takva', bir şeyi zararlı şeylerden korumak anlamına gelir. Allah'tan takva ise, kişinin kendisini Allah'ın azabından, O'nun emirlerine uyarak ve yasaklarından kaçınarak korumasıdır. Ayetteki 'fettekû' emri, Nuh'un kavmine, Allah'ın azabından sakınmaları ve O'nun koyduğu sınırlara riayet etmeleri çağrısıdır.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Takva, 'korunmak' ve 'sakınmak' anlamlarına gelir. Kur'an'da Allah'tan takva, O'nun azabından sakınmak ve O'na karşı gelmekten çekinmek olarak kullanılır. Nuh'un kavmine yönelik bu ifade, onların Allah'ın gazabından ve cezalandırmasından kendilerini korumaları gerektiğini belirtir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu'ya göre 'takva', Kur'an'ın merkezi kavramlarından biridir ve 'Allah'ın gazabından korunma' anlamını taşır. Bu, sadece korku değil, aynı zamanda Allah'ın emirlerine karşı duyulan saygı ve sorumluluk bilincini de içerir. Ayetteki 'fettekû', Nuh'un kavmini bu sorumluluk bilincine davet etmektedir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Allah ismi, 'el-ilah' kelimesinden türemiştir ve 'ibadet edilen' anlamına gelir. Bu isim, tüm kemal sıfatları kendinde toplayan, noksan sıfatlardan münezzeh olan, varlığı zorunlu olan tek mabudu ifade eder. Ayetteki kullanımı, Nuh'un kavmini, kendisinden sakınmaları gereken yüce varlık olarak Allah'a yöneltir.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Allah ismi, zat-ı vacibü'l-vücud'a mahsus bir isimdir ve hiçbir şeye ortak koşulamaz. Bu isim, tüm ilahi sıfatları kapsayıcı bir nitelik taşır. Ayetteki 'Allah' kelimesi, Nuh'un kavmine hitaben, kendisinden sakınılması gereken yegane güç ve otorite sahibi varlığı işaret eder.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): T-v-'- kökünden türeyen 'itaat', isteyerek boyun eğmek, emre uymak anlamına gelir. 'Atî'û' fiili, bir emre veya isteğe gönüllü olarak uymayı ifade eder. Ayetteki 'atî'ûnî' (bana itaat edin) ifadesi, Nuh'un peygamberlik görevi gereği, kavminin kendisinin tebliğ ettiği ilahi emirlere uyması gerektiğini vurgular.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İtaat, emredileni yerine getirmek ve yasaklanandan kaçınmaktır. Peygamberlere itaat, Allah'a itaatin bir gereğidir, zira peygamberler Allah'ın emirlerini tebliğ ederler. Nuh'un kavmine 'bana itaat edin' demesi, onların Allah'ın mesajını Nuh aracılığıyla kabul etmeleri ve uygulamaları gerektiğini gösterir.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'itaat' kavramının Kur'an'da genellikle Allah'a ve peygamberine yönelik kullanıldığını belirtir. Peygambere itaat, onun getirdiği vahye ve sünnete uymak demektir. Nuh'un bu çağrısı, kavminin kurtuluşu için onun rehberliğine uymalarının zorunluluğunu ortaya koyar.
Bu âyetin tefsiri eserlerde henüz eşleştirilmedi.
Eşleştirme tamamlandıkça bu bölüm otomatik dolar.