Kâlû le-in lem tentehi yâ nûhu letekûnenne mine-lmercûmîn(e)
Dediler ki: "Ey Nuh! (Bu işten) vazgeçmezsen mutlaka taşlananlardan olacaksın!"
Dediler ki: "Ey Nuh! Eğer vazgeçmezsen, iyi bil ki, taşa tutulanlardan olacaksın!"
Şuarâ Suresi 116. ayet, Nuh kavminin tehdidini içeren bir diyalog parçasıdır. Ayet, Nuh'a yöneltilen 'son vermezsen taşlanacaksın' tehdidini dilbilimsel olarak ele alarak, bu tehdidin kavramsal derinliğini ve Kur'an'daki kullanımını ortaya koymaktadır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Nehy (نهي), bir şeyi yapmaktan alıkoymak, men etmek demektir. Ayetteki 'lem tentehi' ifadesi, Nuh'un tebliğ faaliyetlerine son vermemesi, yani bu işten vazgeçmemesi durumunda karşılaşacağı tehdidi ifade eder. Kavmin, Nuh'un davetini 'son verilmesi gereken bir iş' olarak gördüğünü gösterir.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Nehy, bir işi bırakmak, sona erdirmek anlamında kullanılır. Burada kavmin Nuh'a 'davetini bırakmazsan' şeklindeki tehdidini mecazi olarak ifade eder. Nuh'un tebliğ faaliyetlerinin kendileri için bir rahatsızlık kaynağı olduğunu ve bunun durdurulmasını istediklerini belirtir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Nehy kavramı, Kur'an'da genellikle bir yasağı, bir şeyi yapmaktan alıkoymayı ifade eder. Bu ayette ise kavmin Nuh'a yönelik 'davetini durdur' emri şeklinde tezahür eder. Kavmin, Nuh'un dinî faaliyetlerini kendi düzenleri için bir tehdit olarak algıladığını ve bu 'yasaklama' ile onu durdurmaya çalıştığını gösterir.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Kâne (كان) fiili, Arapçada varoluşu, oluşu ve bir durumdan başka bir duruma geçişi ifade eder. Ayetteki 'le-tekûnenne' ifadesi, 'lam-ı te'kid' ve 'nun-u te'kid' ile güçlendirilmiş olup, Nuh'un tehdit edilen akıbetle kesinlikle karşılaşacağını vurgular. Bu, kavmin tehdidinin ciddiyetini ve kararlılığını gösterir.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Kevn (كون), bir şeyin varlık kazanması, meydana gelmesi demektir. Ayetteki kullanım, Nuh'un 'taşlananlardan olma' durumunun kaçınılmaz bir gerçeklik haline geleceğini, yani bu durumun kesinlikle vuku bulacağını ifade eder. Kavmin, Nuh'u bu tehditle sindirme amacını ortaya koyar.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): Recm (رجم), taş atmak, taşlamak demektir. 'el-Mercûmîn' ise taşlanmış, taşlanarak öldürülmüş veya taşlanmaya mahkum edilmiş kişilerdir. Ayetteki bağlamda, Nuh'a yönelik en ağır ölüm cezası tehdidini ifade eder. Kavmin, Nuh'u susturmak için başvuracağı son çareyi ve şiddeti gösterir.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Recm, birini taşla vurmak, taşlayarak öldürmek anlamındadır. 'el-Mercûmîn' kelimesi, bu fiilin mef'ul (edilgen) ismidir ve taşlanacak olanları ifade eder. Bu, Nuh'a yönelik fiziksel bir tehdit olup, kavmin inançlarına karşı çıkanlara uyguladığı veya uygulamayı düşündüğü şiddetli cezayı yansıtır.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Recm kelimesi, Kur'an'da genellikle şeytanın kovulması veya birine yönelik ölüm cezası olarak taşlama anlamında kullanılır. Bu ayetteki 'el-mercûmîn' ifadesi, Nuh'un kavmi tarafından dışlanma, hor görülme ve nihayetinde fiziksel olarak ortadan kaldırılma tehdidini içerir. Kavmin, Nuh'u toplumdan tamamen tecrit etme ve yok etme arzusunu gösterir.
Bu âyetin tefsiri eserlerde henüz eşleştirilmedi.
Eşleştirme tamamlandıkça bu bölüm otomatik dolar.