Kâle rabbi inne kavmî keżżebûn(i)
Nuh, şöyle dedi: "Ey Rabbim! Kavmim beni yalanladı."
Nuh: "Rabbim! dedi, kavmim beni yalancılıkla itham etti."
Şuarâ Suresi 117. ayet, Nuh (a.s.)'ın kavminin kendisini yalanlaması üzerine Allah'a yakarışını ifade eder. Ayet, 'kavim' ve 'yalanlama' gibi temel kavramlar üzerinden peygamber-ümmet ilişkisindeki çatışmayı ve ilahi müdahale talebini dilbilimsel bir derinlikle sunar.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Rabb kelimesi, terbiye etmek, bir şeyi tedricen kemale erdirmek anlamındaki 'terbiye' masdarından türemiştir. Allah için kullanıldığında, varlıkların yaratıcısı, sahibi, yöneticisi ve terbiye edicisi anlamlarını içerir. Ayette Nuh (a.s.)'ın 'Rabbim' demesi, O'nun mutlak otoritesine ve yardımına olan inancını gösterir.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Rab, hem yaratma hem de tedbir ve idare etme vasıflarını kendinde toplayan zattır. Bu ayette Nuh (a.s.)'ın 'Rabbim' hitabı, kavminin yalanlaması karşısında sığınılacak tek merciin, her şeyin sahibi ve yöneticisi olan Allah olduğunu ifade eder.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): Kavm, bir peygamberin gönderildiği veya bir liderin başında bulunduğu insan topluluğudur. Ayette 'kavmî' ifadesi, Nuh (a.s.)'ın kendi halkını, yani tebliğle yükümlü olduğu ve kendisini yalanlayan topluluğu işaret eder.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Kavm, genellikle erkeklerden oluşan bir topluluk için kullanılır, ancak burada Nuh (a.s.)'ın ümmetini, yani kendisine tabi olması gereken tüm insanları kapsar. 'Kavmî' ifadesi, Nuh (a.s.)'ın onlarla olan yakın ilişkisini ve tebliğ sorumluluğunu vurgular.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Kur'an'da 'kavm' kavramı, genellikle bir peygamberin muhatap olduğu, belirli bir coğrafyada yaşayan ve ortak bir kimliğe sahip olan insan grubunu ifade eder. Nuh (a.s.)'ın 'kavmî' demesi, onun tebliğ mücadelesinin kendi toplumu içinde yaşandığını ve bu topluluğun peygamberi reddetme eylemini belirtir.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Kezzebe fiili, bir şeyi yalanlamak, doğru olmadığını söylemek anlamına gelir. Ayette 'kezzebûnî' ifadesi, Nuh (a.s.)'ın kavminin, onun peygamberlik iddiasını ve tebliğ ettiği hakikatleri açıkça reddettiğini, onu yalancılıkla itham ettiğini gösterir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Tekzîb, bir sözün veya iddianın hilafına hükmetmek, onu yalan saymaktır. Nuh (a.s.)'ın kavminin onu yalanlaması, sadece sözlerini değil, aynı zamanda onun peygamberlik misyonunu ve getirdiği ilahi mesajı da toptan reddetmeleri anlamına gelir.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Kur'an'da 'tekzîb' kavramı, genellikle peygamberlerin getirdiği ayetleri ve mucizeleri inkâr etme, onları sihir veya yalan olarak niteleme bağlamında kullanılır. Bu ayetteki 'kezzebûnî' ifadesi, Nuh (a.s.)'ın kavminin, onun tebliğine karşı gösterdiği şiddetli muhalefeti ve inkârcılığı vurgular.
Bu âyetin tefsiri eserlerde henüz eşleştirilmedi.
Eşleştirme tamamlandıkça bu bölüm otomatik dolar.